Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Hermes'in Güncesi

bla bla bla

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Yansıtma Kuramı

Posted by on in Eleştiri Kuramları
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 4089
  • Subscribe to this entry
  • Print

EDEBİYAT KURAMLARI

YANSITMA KUKAMI I

«Sanat nedir?» sorusuna verilen ilk cevap (hiç değilse Batı'da) sanatı bir yansıtma, benzetme, veya taklid olarak görme eğilimindeydi. Sanat eserlerinde gördüğümüz, doğadır, insandır, hayattır ve sanatçı eserinde bize bunları yansıtır; bir ayna tutar dünyaya sanki Platon'un Devlet diyalogunda Sokrates, Glaukon'a ressamın yaptığı işi anlatmağa çalışırken «İstersen bir ayna al eline, dört bir yana tut. Bir anda yaptın gitti güneşi, yıldızları, dünyayı, kendini evin bütün eşyasını, bitkileri, bütün canlı varlıkları»! diyerek, ressamın yaptığı işin dünyaya bir ayna tutmak olduğunu söyler, ve biraz aşağıda şairin de ressamın farklı olmadığını belirtir: «Tragedya şairinin de yaptığı bu değil mi? Benzetme değil mi onun yaptığı da Sanatı bir yansıtma olarak görmek yüzyıllar boyu devam etmiş ve zamanımıza kadar gelmiş bir kuramdır. Bu görüşü savunanların sık sık başvurduğu 'ayna' benzetmesi de düşüncelerine ışık tutan açıklayıcı bir benzetmedir. Lucas de Heere, onaltmcı yüzyılda Van Eyck'm resimlerini överken diyor ki: «Bunlar ayna, evet resim değil ayna bunlar» (3). Leonardo da Vinci de resimle ayna arasındaki benzeyişe işaret eder :

Eğer yaptığınız resmin, doğada konu olarak seçtiğiniz nesnelere tam benzeyip benzemediğini anlamak istiyorsanız bir ayna ahn ve bu nesnelerin orada nasıl yansıdığına bakarak aynada   gördüğünüzü   resminizle karşılaştırın. (4)

Sanat eserini aynaya benzetmek yalnız resim sanatı için söz konusu değildi; Sokrates'in dediği gibi şairin yaptığı da bir yansıtmaydı. Yunan şairi Simonides'in «Resim sessiz bir şiir, şiir konuşan bir resimdir» sözü de, eleştiri tarihinde sık sık rastladığımız bir fikri dile getirir. Ayna benzetmesini onsekizinci yüzyılda Dr. Johnson edebiyat için kullanır, ve Shakespeare'i överken, okura hayatı doğrulukla yansıtan bir ayna tuttuğunu söyler5. Daha zamanımıza yaklaşırsak başka örnekler de bulabiliriz. Stendhal, Kırmıza ve Siyah'da aynaya benzetir romanı : «Yol boyunca gezdirilen bir aynadır roman» (Bölüm 13). Marxist Plehanov için de «Edebiyat ve sanat hayatın aynasıdır»6 Bizde de, örneğin, Recaizade Ekrem, Araba Sevdası'na yazdığı önsöz'de, hikâye ve romanın «birer ibret aynası» olduğunu söyler.

Bütün bu sanatçıların, eleştiricilerin ve düşünürlerin paylaştıkları bir anlayış, sanatın en önemli bir özelliğinin doğayı, insanı, hayatı, kısaca gerçekliği yansıtmak olduğudur. Sanat ile gerçeklik arasında daima bir ilişki bulmakta ısrar edilmesine şaşmamak gerekir, çünkü ne de olsa sanatla insan, doğa ve hayat arasında sıkı bağlar vardır. Gelgelelim nasıl bir gerçekliği yansıtır sanatçı? Gerçeklik nedir? Bu sorulara verilen cevaplar farklıdır. Yansıtılan gerçeklik kavramı yazar, düşünür veya estetikçiler için başka başka anlamlar taşımıştır elbet- Bundan ötürü bu öğretiyi açıklamak bir bakıma, gerçeklik kavramına verilen anlamları belirtmektir. Genellikle 'gerçekliği yansıtma' deyince belli başlı üç görüşle karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Birincisi sanatın görüneni olduğu gibi (yüzey gerçekliği) yansıttığı düşüncesidir. İkincisi genel'i (tümeli) veya özü yansıttığını söyler. Nihayet sonuncusu da sanatın ideal olanı yansıttığına inanır. Fakat ortaya atılan yansıtma kuramlarını iki döneme ayırmak doğru olur, çünkü onsekizinci yüzyılın ortalarına kadar ileri sürülenler aynı geleneğin çizgisi üzerine yerleştirilebilir ve daha çok Aristoteles'in çeşitli yorumları olarak ele alınabilirler. Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren ise yansıtma kuramı biraz daha başka bir kılık altında, ve doğrudan doğruya Aristoteles'den hareket etmeksizin ileri sürülmüştür. Bundan ötürü, ilk önce onsekizinci yüzyılın ortalarına kadar olan dönemde yansıtma kuramının belli başlı üç şeklini inceleyelim.

SANAT GÖRÜNÜŞ DÜNYASINI YANSITIR

Sanatçının şu gördüğümüz dünyayı, burdaki nesneleri, insanları, elinden geldiğince onlara sadık kalarak yansıttığına veya yansıtması gerektiğine inanır bu kuram. Doğalcı olan bu anlayışa göre, sanatçı   bize hayatı, veya hayatın bir parçasını, bir yönünü, bir kesitini olduğu gibi sunar^ Yüzeysel bir gerçekliğin kopyasıdır eser. Bu basit yansıtma (benzetme) anlayışının Eski Yunan'da yaygın olduğu anlaşılıyor. Hepimizin bildiği hikâyeler vardır bu konuda. I.Ö. V. yüzyılın sonlarında resimleriyle ün salmış olan Zeuxis, elinde üzüm tutan bir çocuğun resmini yapmış ve üzümler öylesine gerçek gibi duruyorlarmış ki kuşlar gelip yemeye kalkışmışlar. Bundan dolayı övüldüğü zaman, Zeuxis, üzülerek, «çocuğun resmini daha iyi yapabilseydim kuşlar ondan korkardı» demiş. Aynı çağda yaşıyan Parrhasios'un yaptığı bir perde resmiyle rakibi Zeuxis'i aldattığı ve perdeyi sahici sandırdığı bilinen hikâyelerdendir yine.

Resmin de edebiyatın da, özü veya ideali değil de görünüş dünyasını (duyular dünyasmı) yansıttığı inancmda olduğu için, Platon'u bir çok bakımlardan bu kuramm temsilcisi olarak inceleyebiliriz.

Sanatla ilgili sorunlara ilk defa ciddiyetle eğilen Pla-ton'un sanat kuramı tutarlı bir sistem değildi. îon, Şölen, Devlet, Phaidros, Sofist, Kratylos ve Kanunlar gibi diyaloglarında sanat hakkında bazen birbirini tutmayan fikirlere rastlamamızın bir sebebi de, her halde Platon'un fikirlerini zamanla değiştirmiş olmasıdır. Fakat biz burada edebiyat ile ilgili görüşlerini inceleyeceğimizden, tartışmalara sebep olmuş, müzik, heykel, mimari ile güzellik arasındaki bağlara değinen bazı sorunları bir yana bırakacağız. Bizi ilgilendiren edebiyat olduğu içindir ki bu kitapta Platon'un kuramını, yansıtılanın görünüş dünyası olduğunu ileri süren bir kuram olarak inceliyoruz. Eğer Platon'un estetiğinin bütünü söz konusu olsaydı, bu kuramdan ayrıldığı yerler üzerinde durmamız gerekirdi. Platon'un görüşlerini incelerken başlıca iki ana soruya eğileceğiz :                                             •                   .

1) Edebiyatın özü nedir?

2) Edebiyatın etkisi nedir?

Platon'un bu sorulara verdiği cevapları araştırmadan önce felsefesinin temel düşüncesini hatırlamalıyız. Platon göreciliğe (relativism) inanmış Sofistlerin aksine, kesin bilgiye susamış bir adamdı. Değişmeyen, insandan bağımsız, mükemmel bir gerçekliğin varlığını ispata çalıştı. Böylece, durmadan değişen duyu dünyasına karşılık, ancak düşünce ile kavranabilen değişmez bir idea'lar (form'lar) dünyasına inandı. Bilindiği gibi Platon'un felsefesinde asıl gerçeklik duyularla değil de zihinle kavranabilen idea'lar (form'lar) dünyasıdır. Bizim gördüğümüz, beş duyumuzla algıladığımız şu maddesel dünya, ağaçları, denizleri, insanları, hayvanları, evleriyle ancak bir kopyadan (mimesis'den) ibarettir. Bunlardan her birinin bir ideası vardır ki asıl gerçek olan odur. Durmadan değişen, daima oluş halinde bulunan duyu dünyası hakkında sağlam ve kesin bir bilgiden söz edemeyiz. Gerçek bilgi değişmeyen idealarm bilgisidir, ve bundan ötürü filozof da ancak akim objesi olabilen idealar dünyasını kendine bilgi konusu olarak seçer.

 

1   Sabahattin Eyiiboğlu, M. Ali Cimcoz'un çevrisi, (596 d-e).

2   Ay. es., 597 d.

3   Bk: Rene Huyghe The Discovery of Art (1959), s. 68

4   Leonardo da Vinci,     literary Works ed. by Jean Paul Richter, (London, 1883) I. no. 529.

5   «Preface to Shakespeare»,   Johnson on Shakespeare, ed. Walter Raleigh, (Oxford) s. 11.

6   Sanat ve Sosyalizm, Çeviren Selim Mimoğlu, (Sosyal Yayınlar), s. 176.

Rate this blog entry:
0
Acikogretim edebiyat bitirdi, ogretmen, bilgisayar bagimlisi, siirsever insan. Tek dersi 100 ulke gezmeden olmemek.

Achievements

  • No comments made yet. Be the first to submit a comment

Leave your comment

Guest
Guest Salı, 12 Kasım 2019