“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” Yaşar Kemal

nedensizce yazar dururum, bir edebi bütünde akar gider varlığım.

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

ÖN SIRALARDAN EDEBİYATA.

Posted by on in Fevri
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 3285
  • Subscribe to this entry
  • Print

 Kısa boylu olmanın bütün dezavantajlarını yaşadım eğitim hayatım boyunca, dev gibi bir babanın y kromozomu nasıl bir lakaytlıkla x le buluşmuşsa işte böylesine defolu kısa doğmuşum. Eğitim sürecinin başladığı ilk Eylül günü, ben en arkaya sıraya gider otururdum belki birilerinin gözünden kaçarım diye ama hiçte istediğim gibi gitmezdi bu sınıf saklambaçlığı. Derse giren ilk hocanın tespitiyle en ön sıraya yerleştirilirdim. Ön sıra da olunca, En sevmediğin hocayı en yakından izleme kahrı olurdu içinde. Kısa boyuma rağmen eğitim sürecine boyumdan büyük katkılarım oldu; Kütüphane kulubü başkanlığı, Yeşilay Kolu Sekreterliği, Temizlik Kolu Başkanı,Spor Kulubü Üyeliği, Sınıf Başkan Vekili gibi Eğitimin Yönetici kademelerinde bulundum. Eğitime verdiğim hangi değerin karşılığıydı bunlar, işte orası muamma. Önsıranın verdiği ıstırapı yetişkinlik dönemimde ‘’Arka Sıradakiler’’ dizisini izleyerek misliyle ıstırapımı hafiflettim.

 Ön sıralardaki maceralarım böylesine sürüp giderken birgün Edebiyat dersimize Sibel Hoca diye genç bir bayan girmeye başladı ve işte Sibel hocanın derslere girmesi ön sıralar için bir yükselme dönemiydi,lale devrini aratmayacak şekilde zevk ve sefa içinde geçiyordu artık ön sıralarda günlerimiz. Sabahleyin erkenden sınıfa girip ilk işim, en öndeki sıramı öğretmen masasıyla birleştirmek oluyordu. Arka sıralarda mırıltılar, bu sıralar öne niye bu kadar yakın isyanları olsada ben aldırış etmiyordum. Artık derse daha çok katılan öğrenci moduna giriyordum,matematik beş para etmese de, edebiyat büyüdükçe büyüyordu gözlerimde. Yanlış yolda istikamet eden eğitim hayatımı doğru yöne yönlendiren kişiydi,Şiire başlama müsebbipimdi Sibel Hoca. Aşk değildi bu, ama müthiş bir hayranlık vardı içimde. Böylesine bir zamanda yazıyordum ilk duygu yüklü anılarımı. Günlük tutmuyordum ama artık günübirlik bir yaşantıdan öteye geçiyordum. Kimsenin mutluluğundan çalmadan mutlu olabiliyordum. Sonrasında ben mahvoluyordum ve mahvımı anlatmak Orhan Velinin Mahfına’’ kalıyordu.

Beni bu güzel havalar mahvetti,

Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden.

Tütüne böyle havada alıştım,Böyle havada aşık oldum;

Eve ekmekle tuz götürmeyiBöyle havalarda unuttum;

Şiir yazma hastalığım

Hep böyle havalarda nüksetti;

Beni bu güzel havalar mahvetti.

 

 

Last modified on
Rate this blog entry:
2
  • No comments made yet. Be the first to submit a comment

Leave your comment

Guest
Guest Cumartesi, 06 Mart 2021