Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” Yaşar Kemal

nedensizce yazar dururum, bir edebi bütünde akar gider varlığım.

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Kara Hüzünlü Süleyman

Posted by on in hikaye
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 2607
  • Subscribe to this entry
  • Print

   … ve son sigarasını yaktı Süleyman, kızı Halide'nin resmini koydu cüzdanına ve oturdu direksiyon başına, işte ayrılık vakti dedi içinden,baktı köyünün uzayıp giden dağlarına, köyün çıkışında ki mezarlıkta bekledi biraz, bir fatiha okudu ölülerin ruhlarına. Bir dalgınlık halindeydi Süleyman, son bir kez dokunmak istedi Diclesinin akıp giden suyuna . Kulaklarını verdi jandarmanın karakoldan yankılanan sesine:  ‘’Bu hasretlik kalır gitmez tenindenEksilmez acılar ezik yüreğindenAlma başını nasırlı ellerimdenSen istedin gültenimde yaralarBu ayrılık hem seniHem beni yaralar’’ ve bindi kamyonuna, açtı radyosunu  ''ayrılıktan zor belleme ölümü,görmeyince sezilmiyor mihriban'' türküsü çalıyordu, nede çok severdi kızı Halide bu türküyü, ağlamaklı oldu koca çınar Süleyman ama ağlamadı, ağlamak yakışmazdı bir babaya;bir babadan miras kalmamalı gözyaşı hiçbir çocuğa. Çıkardı mendilini, sildi terini; uzadıkça uzuyordu yollar, bıraktıklarını düşündükçe duygulanıyordu Süleyman.

     sonra umuda doğru yöneldi duyguları ,sadece bir yıl uzak kalacaktı, varacaktı Adanaya, bulacaktı köylüsü Kara Cihangir'i ,karışacaktı hamallar kervanına yada amele pazarına; ne de güzel anlatmıştı şair:

'utanırım, Utanırım fukaralıktan, Ele, güne karşı çıplak...'' 

yol boyunca düşüne dursun ,hayaller kursun, vardı Adana’nın girişine ‘’Adana’ya hoş geldiniz’’ levhasına baktı,hoş geldim babam dedi içinden, ne de güzel karşılıyor bu koca şehir, insanı ;güzel olmazsa bu kadar insana kucak açar mı diye düşündü bu şehir . Koca binaların önünden geçti. Hüznün, duyguların yerini şaşkınlık almıştı artık. Sora sora buldu köylüsü Cihangir’i, hasret giderdiler, köyde olup bitenleri anlattı Süleyman ,yavuklusu Hatice’yi sordu Cihangir, işte orda sustu ‘’üzülme emoğlu senden umudu kesince, muhtara verdiler’’ deyiverdi Süleyman. Anlamsızca baktı duvara, Cihangir’in Hatce’ye olan aşkı için ranzasına yazdığı şiir ilişiverdi gözüne

’’yüce dağ başına hatçam ekin ekilmez
yağmur yağmayınca hatçam kökü sökülmez
ellerin köyünde hatçam kahır çekilmez’’

Helal süt emmen acılar kalmıştı artık Cihangir’e, böylesine alınıp satılabiliyormuş demek insan, aşk kimi bağlar ki bu devirde , doyurabildi mi Cihangir’in aşkı Hatce’yi. Neylesin kader diyebilmekmiş bazen hayat, oysa hep fukarayı mı bulur bu kara kader, üstelik bir insanın kaderi neden başka insanların kaderine endekslidir .

 

Rate this blog entry:
4
kitaplik has not set their biography yet

Achievements

  • gül
    gül Cumartesi, 30 Ağustos 2014

    Bu hikayeyi bana ilk okuttuğunda içim parçalanmıştı, şimdi okuduğum da gene aynı duyguları hissettim

  • Kurucu
    Kurucu Çarşamba, 20 Ağustos 2014

    Teşekkür ederim tespitleriniz doğru Ahmet Arif'inde Yaşar Kemalin'de etkisinde kaldım, daha uzun daha duygusal bir hal ağlamasını sağlayabilirdim ama ilk denemelerimin okuyucuları sıkmamasını ve beyinlerinde ajitasyondan duygu yükünden başka şeylerin kalmasını da istedim. Toplumcu Gerçekçi birçok yazarın etkisinde kalarak kendi kalemime yön vermeye çalışıyorum.

  • zas
    zas Çarşamba, 20 Ağustos 2014

    Biraz Yaşar Kemal biraz Ahmet Arif kokusu sinmiş güzel bir hikaye. Eleştirilebilicek tek yanıysa kısalığından kaynaklı duygusal gerilimin zayıf kalması. Bu şekilde biraz konsantre olmuş. Köyünü bırakmak zorunda kalan Süleyman'ın yüzü kadar kara olan bahtıyla hüzünlendik. Elinize sağlık.

Leave your comment

Guest
Guest Salı, 22 Eylül 2020