Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Yazıların Cumhuriyeti

Kelimeler, kelimeler, kelimeler...

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1 / Berna Moran

Posted by on in araştırma
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 4954
  • Subscribe to this entry
  • Print

Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış üçlemesinin bu ilk cildinde Ahmet Mithat'tan Ahmet Hamdi Tanpınar'a kadar olan ve Berna Moran'ın deyimiyle kendi amacı açısından yeterli gördüğü sekiz yazarın seçme romanlarının incelemesi yer alıyor.

Moran'ın Türk romanının gelişim sürecine ışık tuttuğu ve belli başlı özelliklerini irdelediği kitapta eserler ve yazarlarla ilgili çok ilginç ayrıntılar göze çarpıyor. Yazarların hangi tutumlarla romanın konusunu ve örgüsünü oluşturduğunu, dönemin sosyal ve politik olaylarının onları ne derece etkilediğini de aşama aşama görmek mümkün. Bu eserde incelenen romanları okumuş olsanız dahi, değişik bir bakış açısıyla tekrar okumak için sabırsızlanacaksınız. Ayrıca, roman teknikleriyle ilgili de bulunmaz bir kaynak. Aşağıdaki alıntı, bu konudaki örneklerden sadece biri...

"Yazarın romanda kendi varlığını duyurması için, kişileri yargılaması, kendi görüşlerini bildirmesi ya da dönüp okura seslenmesi şart değildir. Romancı bundan sakınsa da yine bir çok şekillerde kendini belli eder eserinde. Bunlardan birisi her şeyi görmek ve bilmek yeteneğine sahip oluşudur. Çünkü yazar, tüm kişilerin kafasının içini okumak, duygularını şaşmaz bir kesinlikle bilmek, en gizli isteklerinden haberli olmak gibi yaşamda kimseye nasip olmayan Tanrısal bir bilgiyle donatılmıştır. Hemen hemen hangi romanı açarsak açalım, ne bizim ne de romandaki kişilerin bilemeyeceği şeyleri yazarın büyük bir güvenle anlattığını görürüz. (...)

Yazarın böyle bir yerde hazır ve nazır oluşu, her şeyi bilişi, romanda ister istemez gerçek yaşamdakinden farklı bir durum yaratır. Eğer okurun kendini gerçeklikle karşı karşıya sanması gerekiyorsa (gerekir demiyorum), kendini öyküye kaptıracak ve içinde yaşayacaksa, yazarın anlatıcı olarak ortalarda fazla dolaşmaması iyi olur. Kendi adına birinci kişi ağzından parçalar sokuşturmaktan vazgeçmekle yetinmeyecek, anlatıcılık rolünü elinden geldiğince kısacak, öykünün kendi kendini anlatmasını sağlayacak. (...)

Demek ki yazar ortadan silinecekse, romandaki bütün kişilerin düşüncelerini, duygularını, isteklerini sınırsız bir şekilde bilme yeteneğinden vazgeçerek, istediği zaman kişilerden birinin açısından, istediği zaman kendi açısından bakmak gibi keyfi bir tutumu terkedecek; kişilerin görünüşü, evleri, sokakları vb. betimlerken kendi gözlerini değil kişilerin gözlerini kullanacak; özetlemelerden kaçınacak; inandırıcı olmak için, yaşamdakine aykırı düşmeyecek tutarlı bir bakış açısına bağlı kalacak. Bunun en kolay yolu romandaki kişilerden birine anlattırmaktır öyküyü. Üçüncü kişi ağzından değil de birinci kişi ağzından yazılınca iş kökünden çözülmüş sayılır. Olup bitenler romanın içindeki kişilerden biri tarafından anlatılınca yazarın araya girmesine gerek kalmaz tabii. Anlatım var olmasına yine vardır ama romanın içinden yapıldığı için daha inandırıcıdır, çünkü yazar artık her şeyi bilen, gören ve anlatıcı rolünden sıyrıldığından durum yaşamdakine daha yakındır. Romanın öyküyü anlatan kişisi (bir, iki ya da daha çok olabilir) ancak kendi görebildiklerini, duyabildiklerini aktarabilir ve nihayet bunları kendi açısından yorumlayabilir."

(Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış 1 / s.239-240-241)

Rate this blog entry:
5
Bitmek bilmeyen okuma ve yazma aşkıyla, hayallerimin peşindeyim...

Achievements

Author's recent posts
  • zas
    zas Salı, 26 Ağustos 2014

    Çok iyi bir kitap seçmişsiniz ve güzel anlatmışsınız. Keşke azıcık da Berna Moran kimdir üzerine yazsaydınız. Okur için çok daha bilgilendirici ve doyurucu olurdu. Ama bu haliyle bile nefis. Elinize sağlık.

    Reply Cancel
  • berfin
    berfin Salı, 26 Ağustos 2014

    güzel olmuş

    Reply Cancel

Leave your comment

Guest
Guest Cuma, 14 Ağustos 2020