Hayat;
Ne aşk davasıdır, ne de ekmek kavgasıdır.
Hayat, 'İnsan' kalabilme mücadelesidir;
Şerefinle, namusunla, onurunla!

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Bonzai , 'De ' Bağlacı ve İnsanlık Sistemimiz

Posted by on in Fevri
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 2903
  • Subscribe to this entry
  • Print

Maalesef,günümüzde; artan olanaklara, gelişen teknolojiye paralel olarak, Madde kullanımında, çocuk istismarında , akran zorbalığında v.s. ciddi bir artış yaşanmaktadır.

 

Bonzai komasında can veren genç, çok değil bundan on dört yıl önce dünyaya geldiğinde, en az yeni doğan bebeğimiz, büyük fedakarlıklarla büyütüp yetiştirdiğimiz çocuklarımız kadar mahsum değil miydi?

 

İnsanlık adına hiçbir sorumluluk almak istemesek, bütün bunları bağlayacağımız onlarca nedenimiz olurdu.

 

‘’Onun kaderinde bonzai kullanmak vardı’’

 

‘’Bazı insanlar madde bağımlılığına daha meyillidir’’

 

‘’Çarpık aile ilişkilerinden dolayı, istismara uğradı’’

 

‘Onun arkadaş çevresinde , madde kullanımı yaygındı’’

 

Ve , bunun gibi onlarca bahane...

 

 

 

 

 

Hangi kader, hangi emir , hangi ortam, hangi aile ,hangi sistem, bir bebekten çocuk istismarcısı, madde bağımlısı v.s yaratabilir?

 

Acaba istismara uğrayan genç ‘’DE ‘’ bağlacını ayrı yazabiliyor muydu?

 

Bonzaiden sebep can çekişen o körpe,satırbaşı harfin büyük yazıldığını biliyor muydu?

 

Ya da akran zorbalığından dolayı, her türlü istismara ve şiddete uğrayan o minik beden, soru ekini ayrı yazabiliyor muydu?

 

Ne kadar önemli sorular ve sorunlar bunlar,bunları bilseydi eğer ,belki de maddeye bağlanmayacak, istismara uğramayacak mıydı?

 

Eğitim sistemimizin bu güçlü zırhını kuşanmadığı için mi yaşadı bunları?

 

Eğitim sistemimizin neferleri, planlarına aldıkları halde ‘’DE’ bağlacına verdikleri önem kadar, uyum içinde yaşamayı, hoş görmeyi, affetmeyi, sevmeyi ‘’koşulsuz sevebilmeyi ‘’ en önemlisi insanca yaşamayı öğretebilseydi eğer …

 

 

 

Suçlu aramak da bulmak da kolay; hepimiz suçluyuz ,kürsü sahipler .program hazırlayıcılar, uygulayıcılar, bizi yönete(meye)nler ,anneler, babalar, bunlar bizim eserimiz!!

 

Bütün bunları , haberlerde görüp halimize şükrüttiğimiz için, suçu bizim dışımızda aradığımız için, her şeyi bildiğimiz için ve bildiğimiz halde seyirci olduğumuz için suçluyuz hepimiz!!!!

 

Ve Şükrü Erbaş…

 

Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin
Yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
Duvarları ancak çarpınca görenin
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.


Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme,camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarşılarla gövdesi bencillik hırsı
Yılgınlıkla yenilgisi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme.
………

 

 

Last modified on
Rate this blog entry:
5
  • No comments made yet. Be the first to submit a comment

Leave your comment

Guest
Guest Cumartesi, 06 Mart 2021