Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

“Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.” Yaşar Kemal

nedensizce yazar dururum, bir edebi bütünde akar gider varlığım.

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Siz Hiç Öldünüz mü ?

Posted by on in Fevri
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 2884
  • Subscribe to this entry
  • Print

son zamanlarda hafif kalp ağrılarıyla uyanmaya başladım sabahları. Eşime durumu anlatığım da bir kalp doktoruna görün telkinin de bulunsada, ben bir kere alışık değilim hastaneye, beyaz önlüklü doktora. Ama toplum dışı bir bireymişim ben de;  oysa başı ağrısa acilden giriş yapıyor insanlar ülkemizde, en kötü birkaç doktor ,hemşire falan dövüp ruhen ve bedenen rahatlıyorlar.Benimse  Bir tek sus işareti yapan hemşireyle barışıklığım vardır tıbbı anlamda, o da sesizliği sevdiğimden.

 Eşimin kontrolünde bir ikna ekibi oluşturuldu ,ekibin amacı beni özel, çok fonksyonlu ,materyalli bir hastaneye göndermeye teşvik etmek . zarzor ikna oldum. Bölgenin en gözde hastaneleinden Özel Adana Hastanesine gitmek için yola koyuldum. Bize en yakın özel hastane 400 km ötede işte böyle dezavantajlıdır bazı yerlerde doğmak,büyümek,hasta olmak ve ölmek. hiçbir hastalık kıpırtısı yokken otobüse binmemle kusma,bulantı,sallantı gibi belirtiler başladı bedenimde. 

hastaneye varır varmaz ''sağlığınız bize emanet'' tabelasını görünce bir rahatladım ki anlatamam ;ya kime emanet edecektik uganda aile hekimlerine mi (neyse ki bu espiriye kimse gülmedi). hastanenin girişinde güvenlikçiyle başhekim kılıklı bir beyefendiye rastladım. Kurumlarımıza her güvenlikçi bir amir gibi görünmüyor mu, atı alan kovboyculuk oynamıyor mu.

Sultanahmetin göbeğine düşen turist gibi Doç.Dr HİDAYET TARIK KIZILTAN'ın Kliniğini sordum tarifi alınca soluğu doktor odasında aldım. Medeniyet görmüş insanlar gibi kapıyı çaldım, içerden gir sesi gelmeyince ormana dalmış Tarzan gibi kapıya yüklendim.  ''Buyrun'' beyefendi diyen hemşire sekreter kılıklı bir bayan doktorun olmadığını ve izinli olduğunu yarın geleceğini söyledi, bende ''tamam '' deyip kapıyı birkez daha medenice kapattım . Medeni davranışlarım gün boyunca sürdü, akşama bir otel ayarladım Adana'nın kavurucu can alıcı sıcaklığında...

Ertesi sabah hastaneye giriş yaptığımda aynı güvenlikçiyi, aynı hemşireyi selamladıktan sonra doktoru sorduğumda; yıllık izinli olduğunu bir hafta gelmeyeceklerini söylediler. Ömrü hayatında tam teşekküllü bir hastane görmemişken ve hazır gelmişken bari bir beyin tomografisi çektireyim, en azından geldiğim yola değsin diyerek beyin cerahına yöneldim . Merhaba ve çay fasıllarından sonra tedavi yöntemlerine başvurdu doktorum. Çeşitli röntgenler ,kan almalar,ve acayip cihazlardan geçtim. uzun süre hastane koridorlarında bekledim durdum, en son odaya çağırıldığım da  yüzüme tatlı bir hüzünle baktı doktor ''nede genç adamsın,delikanlısın'' makamında söylemlerde bulunup durdu karşıkılı övgü dolu sözlerden sonra beynimde küçük bir leke olduğunu ve şahsıma tümör teşhisi koyduğunu söyledi. İşte o an hayatım bir filim şeridi gibi geçti gözümden,azraille randevulaştım aynı vakit. Ölüm sorun değil vaktim de tamam ama; çocuğunu bir daha sevememek, ona doyamamak ,son bir kitap okuyamamak, baharı görememek  işte bunlar koyuyor insana.

 bir hüzün haliyle vardım otogara, belki de bir daha Adana'yı görmemekte koyuyor insana, ilk defa bir muavinle tartışmadan bindim arabaya. Kalubeladan beri ölüm neden insanın kaderi. Öen göçüp gider ama neden hep acıyı geride kalanlar yaşar.

Vardım memlekete, kimseye birşey demeden gülerek eğlenerek hiçbirşeyim yokmuş gibi davrandım günlerce. çocuklarımı sevdim sessizce, eşime artık daha kıymet yükleyerek. Babamla barıştım sonra, koyun sütü içtim ilk defa. ama son zamanlarda beni ısrarla arayan bir telefon ve ben ısrarla açmamaktayım, kimdi arayan neden arar bilmemekteyim. en son dayanamadım açtım. Telefonda heyecanlı bir ses ''beyefendi kusura bakmayın röntgen cihazımız arızalıydı sizin beyninizde tömor yok, bizim röntgen gerizekalı'' o an yeninden doğdum, ama feleğim şaşmıştı, ölümü tamıştım bir kere, artık söz verdim kendime yeniden büyümeliyim, ama artık ölsem de ; kimseyi kırmadan incitmeden, sevmem gerekenleri daha fazla severek... işte ben böyle ölümden döndüm(yada yakın zamanda ölebileceğim hissiyatına kavuştum).sizlere tavsiyem  sizde her anın kıymetini bilin...

Rate this blog entry:
5
kitaplik has not set their biography yet

Achievements

  • gül
    gül Cumartesi, 30 Ağustos 2014

    Yıllar önce o ölümün eşiğinden ben dönmüştüm...Hayata tutunmanın ne demek olduğunu çok iyi bilirim

  • Kurucu
    Kurucu Pazar, 24 Ağustos 2014

    Gerçek mi bu hikâye?
    Çok enteresanmış.
    Çok geçmiş olsun.
    Bir hikmeti varmış sanıyorum sizin için
    gerçekse.

Leave your comment

Guest
Guest Cuma, 13 Aralık 2019