Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Hermes'in Güncesi

bla bla bla

  • Home
    Home This is where you can find all the blog posts throughout the site.
  • Categories
    Categories Displays a list of categories from this blog.
  • Bloggers
    Bloggers Search for your favorite blogger from this site.
  • Login
    Login Login form

Enderunlu Fâzıl

Posted by on in Biyografiler
  • Font size: Larger Smaller
  • Hits: 2719
  • Subscribe to this entry
  • Print

Enderunlu Fâzıl

Akka'da doğmuş, İstanbul'a getirilerek enderunda yetiştirilmiştir. Asıl adı Hüseyin'dir. Saray okulu olan enderunda çok iyi bir öğrenim gö­rerek yetişen Fâzıl, zevk ve eğlenceye .aşırı düşkünlüğü, çapkınlığı yü­zünden bir süre sonra saraydan çıkarılmıştır. Bundan sonra kendini kapıp koyuveren şair, 12 yıl kadar derbeder bir hayat yaşamış; sonunda bu du­rumunu anlatan kasideleriyle dönemin padişahı 111. Selim'in dikkatini çekmeyi başarmış ve kendisine Rodos'taki vakıfların idaresiyle ilgili bir görev verilmiştir. Ardından görevli olarak Halep ve Erzurum'da bulun­muştur. Şiirlerinde hemen daima kendi hayatını anlatan şair, Erzurum ve çevresinde başından geçenleri iki kasidesinde dile getirmiştir. Ömrünün daha sonraki günlerini de sıkıntılı ve maceralı geçiren Fâzıl, 1810 yılında İstanbul'da ölmüştür.

Bu düzensiz, sıkıntılı ve maceralı hayatına rağmen Fâzıl, Divan şii­rinin bol eser veren şairlerindendir. Oldukça hacimli divanının yanında edebiyatımızda asıl iz bırakan eserleri mesnevileridir. Bu mesnevilerin­den biri olan Defter-i Aşk, Dîvâni birlikte 1842'de Mısır'da basılmıştır. Dîvân'âa sayıları oldukça fazla olan kasidelerden başka, muhtelif nazım şekilleriyle yazılmış manzumeler yer almaktadır. Bunlar arasında şarkılar ve kıt al ar sayıca önemli yer tutar.

Mesnevilerine gelince bunlar: Defter-i Aşk, Hûbân-nâme, Zenân- nâme ve Çengi-nâmexdir. Defter-i Aşk şairin aşk maceralarını anlatır. Bu eserinde yer alan çingene düğünü tasviri ayrıntılı olup Fâzıl'm edebi yö­nünü tanıtan Önemli örneklerden biridir. Hûbân-nâme1 de ise çeşitli mil­letlerin erkek güzelleri o dönem anlayışı içinde tasvir edilir. Zenân-nâme çeşitli milletlerin kadın güzellerinin tanıtıldığı bir eserdir. Söz konusu mesneviler dönemin toplum yapısıyle ilgili bilgilere yer vermeleri bakı­mından dikkate şayandır. Zenân-nâme 1883'te yayımlandıysa da müsteh­cen bulunarak toplatılmış, ancak daha sonra Fransızcaya çevrilerek 1890 tarihinde tekrar yayımlanmıştır. Dönemin İstanbul'unun köçeklerinin an­latıldığı Çengi-nâme, Fâzıl'm başka bir mesnevisidir. Eser, edebi yönden fazla başarılı olmamakla birlikte, devrin örf ve adetlerine dair bilgiler vermesi bakımından önemlidir. Mesneviler hepsi bir arada İstanbul'da 1870'te basılmıştır. Bu baskının sonunda Sünbülzâde Vehbî'nin Şevk- engîzv\ de bulunmaktadır.

Yukarıda da belirtildiği gibi Enderunlu Fâzıl'ın edebi kişiliğinin ö- nemli yanlarından biri, hemen bütün eserlerinde çevrede gördüklerini ve yaşadıklarını anlatmış olmasıdır. 18. yüzyılda Nâbî, Nedîm ve Gâlip etki­si altında kalan ancak, onlar gibi varlık gösteremeyen şairlerin bazıları yaşanılan hayata ve topluma yönelik edebi geleneği izleme yoluna git­mişlerdir. Fakat bunlar, özellikle Nedîm ve Sâbit gibi ustalarla başarılı bir biçimde hayata ve çevreye yönelen edebi geleneği bozarak, dili sade, anlaşılır ancak, sıradan ve laubali şiir örnekleri vermişlerdir. Fâzıl bun­lardan biridir. Onun, Divan şiiri teknik ve estetiğine bağlı kalarak şiirde mahallileşme yolunu izlediği hemen bütün şiirlerinde açıkça görülür. An­cak, gerek anlatım, gerekse muhteva bakımından söz konusu bu şiirlerin­de zevk düşkünlüğünü yansıtan laubalilik ve basitlik göze çarpar. Kısaca­sı o, mahallileşme akımının başarısız bir izleyicisidir. Fâzıl'dan sonra kı­sa bir süre daha devam eden bu zevk düşkünlüğü klasisizme dönüş şek­linde bir tepki hareketi doğurarak sona erer. Fâzıl'ın edebi bakımdan en olgun eserinin Dîvân*ı olduğu söylenebilir.

Kaynakça

Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi, C. 3, İst. 1981, s. 167 vö.

İslâm Ans. Enderunlu Fâzıl mad. Ali Canip Yöntem, C. 4, İst; 1988, s.

529 vö.

Büyük Türk Klasikleri, Enderunlu Fâzıl, C. 7, İst. 1988, s. 124 vö.

18. yüzyılın, yukarıda kendilerinden söz ettiğimiz sanatçılarından başka adarma ve eserlerine değinmemiz gereken öteki temsilcileri şun­lardır:

Edirneli Fâizî ile Van doğumlu olmasına rağmen hayatının büyük bir bölümünü İstanbul'da geçirmiş olan Dürrî, Lâle Devri şairlerindendir. Her iki sanatçının da müstakil eserleri; yoktur. Kaynakların varlıklarından söz ettı'ği şairlerdir. Dürrî, Yek-Çeşm Dürrî adıyla da bilinir. Anılan bu sanatçılardan başka, Küçük Çelebizâde Âsim, Nevres-i Kadîm, Sürûrî, Esrar Dede gene bu yüzyılda yaşamışlardır. 17. yüzyılın sonu ile 18. yüzyılın ilk yarısında yaşamış, şeyhülislâmlığa kadar yükselmiş olan Â- sım, tarihi ile tanınmıştır. Tarihinde 1722-1729 yıllan arasında geçen o- laylara yer vermiştir. Gene 18. yüzyılın ilk yansında yaşamış olan Nevres-i Kadîm'in Türkçe ve Farsça Dîvânları vardır. 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış hiciv ustası olarak tanınan bir başka şair Sürûri'dir. Hezl ve hiciv vadisinde yazan ve hiciv tarzında düşürdüğü tarihleriyle ün kazanan Sürûri'nin divanı vardır. Dîvân, manzum tarihler bakımından zengindir. Yüzyılın ikinci yarısında yaşamış olup Şeyh Gâlib'e yakınlığı ile bilinen Esrar Dede'nin ise tezkiresi Tezkire-i Şu'arâ-yı Mevleviyye ile Dîvân'ı bulunmaktadır.

Rate this blog entry:
2
Acikogretim edebiyat bitirdi, ogretmen, bilgisayar bagimlisi, siirsever insan. Tek dersi 100 ulke gezmeden olmemek.

Achievements

  • No comments made yet. Be the first to submit a comment

Leave your comment

Guest
Guest Çarşamba, 13 Kasım 2019