Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 
Ünite 10
Harezm Türkçesi Metin İncelemeleri IV
 
OGUZ KAGAN MENAKIBI
Bilinen tek yazma nüshası Paris’tedir. 1300’lerde Uygur harfleriyle yazılmıştır. İlk neşrini Radloff yaptı. W.Bang ve R. Rahmeti Arat eseri Almanca’ya nakletti. 1933’te Arat tarafından Türkçeye çevrildi.
Eserin Gazan Han ya da daha sonraki dönemlerin yadigârı olduğu düşünülmektedir.
 
METİN İNCELEME I
Çeviriyazı
1 (1) … bolsungıl’ - tep tediler. Anuñ añagusu
(2) oşbu turur: [ ] Takı mundın soñ sevinç
(3) tapdılar. Gene künlerdin bir gün Ay Kagan-
(4) nuñ közü yarıp bodadı, èrkek ogul togurdı.
(5) Oşol ogul-nuñ öñlüki çıragı kök
(6) èrdi, agızı ataş kızıl èrdi, közleri al, saçları kaş-ları
(7) kara èrdiler èrdi. Yakşı nepsikilerdin
(8) körüklügrek èrdi. Oşol ogul ana-
(9) sınıñ kögüsündün aguznı içip, mundın
2 (1) artık-rak içmedi. Yig et, aş, sorma5
(2) tiledi. Tili gile başladı; kırık kündin soñ
(3) bedükledi, yüridi, oynadı. Adakı ud adakı teg; bêlleri
(4) böri bêlleri teg; yagrı kiş yagrı teg; kögüzü
(5) adug kögüzü teg èrdi. Bedeninüñ kamagı
(6) tüg tülüklüg èrdi. Yılkılar küdeye
(7) turur èrdi; atlarga mine turur èrdi; k(è)y(i)k
(8) av avlaya turur èrdi. Künlerdin
(9) soñ, keçelerdin soñ igit boldı. Bu … [Eksik]
3 (1) çakda bu yèrde bir ulug orman bar èrdi;
(2) köp mörenler, köp ögüzler bar èrdi. Bunda kèlgen-
(3) ler k(è)y(i)k köp köp, bunda uçkanlar kuş köp köp èrdi.
(4) Oşol orman içinde bedük bir kıyandkat bar
(5) èrdi. Yılkılarnı, yèl künlerni yèr èrdi. Bedük
(6) yaman bir k(è)y(i)k èrdi. Birke emgek birle
(7) êl künni basup èrdi. Aguz Kagan bir iriz
(8) kakız kişi èrdi. Bu kıyandkatnı avlamak tiledi. Kün-
(9) lerde bir kün avga çıkdı. Çıda birle,
4 (1) ya ok birle, takı kılıç birle, kalkan
(2) birle atladı. Bir bugu aldı. Şol bugunı tal-
(3) nuñ çubukı birle ıgaçka bagladı, kitdi.
(4) Andın soñ èrte boldı. Tañ èrte çak-
(5) da geldi. Kördi, kim: kıyandkat bugunı alıp-
(6) turur. Gine bir adug aldı, altunlug
(7) bêlbagı birle yıgaçka bagladı, Kitdi.
(8) Mundın soñ èrte boldı tañ èrte
(9) çakda Kèldi. Kördi, kim: kıyandkat adugnı alıp-turur.
 
Çeviri
01 1 … olsun, dediler. Onun resmi
2 budur. Ve bundan sonra sevin-
3 diler. Gene günlerden bir gün Ay Kağan-
4 ın gözü parlayıp doğum sancıları başladı. Erkek çocuk doğurdu.
5 Bu çocuğun beti benzi mavi
6 idi, ağzı ateş kızıl idi, gözleri elâ, saçları kaşları
7 kara idi. Güzel perilerden
8 daha güzel idi. || Bu çocuk ana-
9 sının göğsünden ilk sütü emip bundan
02 1 daha çok emmedi. Çiğ et, çorba, şarap
2 istedi. Konuşmağa başladı; kırk günden sonra
3 büyüdü, yürüdü, oynadı. Ayakları öküz ayağı gibi, bilekleri
4 kurt bileği gibi, sırtı samur sırtı gibi, göğsü
5 ayı göğsü gibi idi. Vücudunun tamamı
6 tüylü tüylü idi. At sürüleri güdü-
7 yor, atlara biniyor, yaban
8 avına gidiyordu. Günlerden
9 gecelerden sonra delikanlı oldu. || Bu…
03 1 || çağda, burada büyük bir orman vardı;
2 çok nehirler çok ırmaklar vardı. Burada gezen
3 avlar uçan kuşlar pek çok idi.
4 Bu orman içinde büyük bir boynuz burunlu var-
5 dı. At sürülerini insanları yiyordu. Büyük
6 belâ bir yabanî idi. Büyük bir baskı ile
7 insanları sindirmişti. Oğuz Kağan cesur
8 kahraman bir kişi idi. Bu boynuz burunluyu avlamak istedi. Gün-
9 lerden bir gün ava çıktı. Kargı
04 1 ok yay ile ve kılıç kalkan
2 ile ata bindi. || Bir geyik aldı, o geyiği söğüt-
3 ün dalı ile bir ağaca bağlayıp gitti.
4 || Ertesi sabah oldu. Tan ağarırken
5 gelip boynuz burulunun geyiği al-
6 mış gördü. || Sonra bir ayı aldı; altınlı
7 kuşağı ile ağaca bağlayıp gitti.
8 || Ertesi sabah oldu. Tan ağarır-
9 ken gelip boynuz burunlu ayıyı almış gördü.
 
Çeviriyazı
5 (1) Gene oşbu ıgaçnıñ tübinde turdı. Kıyandkat
(2) kelip başı birle Oguz kalkanıñ urdı Oguz
(3) çıda birle kıyandkatnıñ başın urdı, anı
(4) öldürdi, kılıç birle başın kesti, aldı gitdi. Gene
(5) kelip kördi, kim: bir şuñkar kıyandkat içegüsin
(6) yèmekte-turur. Ya birle, ok birle
(7) şuñkarnı öltürdi, başın kesti. Andına
(8) soñ tedi, kim: şuñkarnuñ añagu-
(9) sı oşbu-durur bugu yèdi adug yèdi çıdama
6 (1) öldürdi: demür bolsa kıyandkatnı şuñ-
(2) kar yèdi ya okum öldürdi ya bolsa tep tedi
(3) gètdi dakı kıyandkatnıñ añagusu oşbu-
(4) turur: [ ] Gene künlerde bir kün
(5) Oguz Kagan bir yèrde teñrini çalbargu-
(6) da èrdi. Karañguluk keldi. Kökdün
(7) bir kök yaruk düşdi. Kündün aya
(8) aydın kogulgurak
(9) èrdi Oguz Kagan yörüdi kördi kime:
7 (1) Oşbu yaruknuñ arasında bir kız
(2) bar èrdi yalguz olturur èrdi yakşı körük-
(3) lüg bir kız èrdi anuñ başında ataş-
(4) lug yaruklug bir meñi bar èrdi
(5) altun kazuk deg èrdi oşol kız andag
(6) körüklüg èrdi kim külse kök
(7) teñri güle durur ıglasa gök teñri
(8) ıglaya durur Oguz Kagan
(9) anı kördükte usı kalmadı kitdi, sevdi, aldı; anuñ
8 (1) birle yatdı, dilegüsin aldı. Döl bogaz
(2) boldı. Künlerdin soñ kecelerdin soñ
(3) yarudı üç èrkek ogulnı dogur-dı birinçi-
(4) sige kün ad koydılar ikinçi-
(5) sige ay ad koydılar üçünçü-
(6) süge yulduz ad koydılar. Gene bir gün
(7) Oguz Kagan avga gitdi bir
(8) köl arasında alındın bir ıgaç
(9) gördi bu ıgaçnuñ kabucagında
9 (1) bir kız bar èrdi, çalguz olturur èrdi.
(2) Yakşı körüklüg bir kız èrdi. Anuñ
(3) közü kökdün kökrek èrdi.
(4) Anuñ saçı mören osugı teg, anuñ
(5) tişi ünçü teg èrdi. Antag görük-
(6) lüg èrdi, kim: yèrniñ yèl küni anı körse,
(7) ay ay ah öler-biz, tep sütdin
(8) kumuz bola tururlar. Oguz Kagan
(9) anı kördükde usı kitdi, çürekige ataş [tüşti.]
 
Çeviri
05 1 || Gene o ağacın dibinde durdu. Boynuz burunlu
2 gelip başı ile Oğuz’un kalkanına vurdu. Oğuz
3 kargı ile boynuz burunluğun başına vurup onu
4 öldürdü. Kılıç ile başını kesti, alıp gitti. || Sonra
5 gelip bir ala doğan boynuz burunlunun bağırsaklarını
6 yemiş gördü. Ok yay ile
7 ala doğanı öldürdü, başını kesti. Ondan
8 sonra (Ala doğanın resm-
9 i budur.) Geyiği yedi ayıyı yedi kargım demir olduğundan
06 1 öldürdü. Boynuz burunluyu ala
2 doğan yedi yayım okum öldürdü yay olduğundan, dedi,
3 gitti. Ve boynuz burunlunun resmi bu-
4 dur. Gene günlerden bir gün
5 Oğuz Kağan bir yerde Tanrı’ya yalvarmak-
6 ta idi. Karanlık bastı. Gökten
7 Bir ışık indi. Güneşten
8 aydan daha parlak
9 idi. Oğuz Kağan yürüdü
07 1 bu ışığın içinde yalnız oturan bir kız gördü
2 var idi. Güzel alım-
3 lı bir kız. Onun başında par-
4 lak ışıklı bir beni var idi
5 demir kazık gibi idi bu kız öyle
6 alımlı idi ki gülse gök
7 yüzü güler ağlasa gök yüzü
8 ağlardı onu görünce
9 Oğuz Kağan’ın aklı başında kalmadı gitti. Sevdi aldı onun
08 1 ile yattı dileğini aldı döl döş
2 oldu. Günlerden sonra gecelerden sonra gözü
3 parladı. Üç erkek çocuk doğurdu. Birinci-
4 sine Gün adını koydular ikinci-
5 sine Ay adını koydular üçüncü-
6 süne Yıldız adını koydular. Gene bir gün
7 Oğuz Kağan ava gitti bir
8 göl içinde önünde bir ağaç
9 gördü bu ağacın kovukçuğunda
09 1 bir kız var idi, yalnız oturuyor idi.
2 Güzel gösterişli bir kız idi. Onun
3 gözü mavi mavi idi.
4 onun saçı ırmak suyu gibi dalga dalga, onun
5 dişi inci gibi idi. Öyle gösteriş-
6 li idi ki: yerin halkı onu görse,
7 ay aman ölüyoruz, diye sütten
8 kımız olurlardı.
9 onu görünce Oğuz Kağan’ın aklı gitti, yüreğine ateş [düştü.]
 
Kelime İzahları
açkıç ‘anahtar’ : -kıç, aç- (< aç-kıç)
alalıñ ‘alalım’ : -alıñ, al- (< al-alıñ)
amırak ‘sevgili’ : < amırak
antag ‘öylece’ : < anı teg
atlañ ‘atlanın’ : -ñ, atla- (< atla-ñ)
balıkları ‘şehirleri’ : +ları, balık (< balık+ları)
baluknı ‘şehri’ : +nı, baluk (< baluk+nı)
bedik ‘büyük’ : -k, bedi- (< bedi-k)
bère-men ‘vereyim’ : +men, -e, bèr- (< bèr-e+men)
bizniñ ‘bizim’ : +niñ, biz (< biz+niñ)
birinçisige ‘birincisine’ +ge, +si, +inçi, bir (< bir+inçi+si+ge)
birle ‘ile’ : < birle
boldukda ‘olunca’ : +da, -duk, bol- (< bol-duk+da)
buçurmuş ‘buyurmuş’ : -muş, buçur- (< buyur-muş)
buluñda ‘yönünde’ : +da, buluñ (< buluñ+da)
buzgulug ‘parça’ : +lug, +gu, buz- (< buz-gu+lug)
çalguz ‘yalnız’ : < yalguz
çallug ‘yele’ : < çallug          
çarlıg ‘yarlık’ : < yarlık
çarukdun ‘ışıktan’ : +dun, -k, çaru- (< yaru-k+dun)
çokurdın ‘alacadan’ : +dın, çokur (< çokur+dın)
çürekige ‘yüreğine’ +ge, +i, çürek (< yürek+i+ge)
êl künge ‘el aleme, halka’ : +ge, kün; êl (< êl kün+ge)
erdinileri ‘mücevherleri’ : +leri, erdini (< erdini+leri)
ilgerü ‘ileri’ : +gerü, il (< il+gerü)
iniler ‘küçük kardeşler’ : +ler, ini (< ini+ler)
kalıkları ‘çatıları’ : +ları, kalık (< kalık+ları)
karundaşı ‘kardeşi’ : +ı, +daş, karun (< karun+daş+ı)
keçelerdin ‘gecelerden’ : +din, +ler, keçe (< keçe+ler+din)
kèñeşip ‘danışıp, meşveret edip’ : -ip, kèñeş- (< kèñeş-ip)
kètdi ‘gitti’ : +di, kèt (< kèt-di)
kıp kızıl ‘kıpkızıl’ : < kıp + kızıl
kök teñrige ‘gök yüzüne’ : +ge, teñri; kök (kök teñri+ge)
kulaç ‘karış’ : < kulaç
kumuz ‘kımız’ (< kımız)
kurıkan ‘çadır’ : < kurıkan
kutı-bız ‘saadetimiz’ : +bız, +ı, kut (< kut+ı+bız)
kündünki ‘güney’ : +ki, +dün, kün (< kün+dün+ki)
meñlep ‘kalıcı, ebedî’
mören ‘ırmak’ : < mören
orduga ‘saraya’ : +ga, ordu (< ordu+ga)
oşbu ‘bu’ : (< oş+bu)
öler-biz ‘ölüyoruz’ +biz, -er, öl- (< öl-er+biz)
öltürdi ‘öldürdi’ : -di, -tür-, öl- (< öl-tür-di)
öynüñ ‘evin’ : +nüñ, öy (< öynüñ)
saklamaz èrdi ‘düşünmezdi, dikkate almazdı’ : -di, èr-; -maz, +la-, sak (< sak+la-maz èr-di)
sanagulugsız ‘sayısız’ : +sız, +lug, -gu, +a-, san (< san+a-gu+lug+sız)
senlernüñ ‘sizlerin’ : +nüñ, +ler, sen (< sen+ler+nüñ)
sip siñgir ‘zincifre’ : < sip + sinir
şuñkarnı ‘ala doğanı’ : +nı, şuñkar (< şuñkar+nı)
taguk ‘topuk’ : < taguk
tallar ‘dallar’ : +lar, tal (< tal+lar)
tartıp ‘çekip’ : -ıp, tart- (< tart-ıp)
tokuş ‘dokuş’ : -ş, toku- (< tokı-ş)
tuglarnı ‘tuğları’ : +nı, +lar, tug (< tug+lar+nı)
tuñlukları ‘pencereleri’ : +ları, +luk, tuñluk (< tuñ+luk+ları)
tübinde ‘dibinde’ : +de, +in, tüb (< tüb+in+de)
tüşküre ‘düşüre’ : -e, -kür-, tüş- (< tüş-kür-e)
uruşdılar ‘vuruştular’ : +lar, -dı, -uş-, ur- (< ur-uş- dı+lar)
uruşgudun ‘vuruşmada’ : +dun, -gu, -uş-, ur- (< ur- uş-gu+dun)
uruşunç ‘vuruşma’ : -unç, -uş-, ur- (< ur-uş-unç)
uslug ‘akıllı’ : +lug, us (< us+lug)
yañgakka ‘yan tarafa’ : +ka, +gak, yañ (<yañ+gak+ka)
yılkıları ‘at sürüleri’ : +ları, yılkı (< yılkı+ları)
yiberdi ‘gönderdi’ : -di, yiber- (< yiber-di)
yörügüde ‘yürüdüğünde’ : +de, -gü, yörü- (< yörü- gü+de)
 
 
Karahanlı Türkçesi Metinleri Sözlüğü



A
‘akl (Ar.) : akıl
aç : aç
aç- : açmak
açı- : acımak, öfkelenmek
aġ(ı)z : ağız
aġı : ipekli kumaş
aġna- : debelenmek, yuvarlanmak
ajun : dünya
ak- : akmak
al : kırmızı
andın : ondan (ol zamirinin ayrılma durumu)
arkış : kervan
at : ad
at- : atmak
avla : avlamak
avuçġalık : ihtiyarlık
ay : ey
ay- : söylemek
aya : avuç
ayık : vaat, söz verme
B
ba- : bağlamak
bahalıġ : değerli bahasız : değersiz
balık kudrukı : balık burcu
bar- : gitmek
barça : bütün, hep
baş : baş, başlangıç
baş : baş
başlan- : başlanmak
bek : kilit, emniyet
belgülüg : belli
bėr- : vermek
bezen- : süslenmek < bediz süs
bil- : bilmek
bile : ile
bilig : bilgi, bilme
biliglig : bilgili
biligsiz : bilgisiz, cahil
birle : ile
bişi : akçe, pul
bol- : olmak
bu : bu
buġra han : özel isim
bul- : bulmak
bul(u)n- : bulunmak
bul(u)na- : esir etmek
bulıt : bulut
bur : kokmak
büt- : inanmak
bütrü : tamamiyle
C-Ç
cahil : cahil, bilgisiz
cān : can, ruh
çap- : koşmak
çėçek : çiçek
çėçek : çiçek
çėçeklik : çiçeklik, bahçe
çerig : ordu, asker
çık- : çıkmak
çumġuk : kuş adı
çuz : ipekli kumaş
D
devlet (Ar.) : mutluluk, saadet, baht
dinar : dinar
dost : dost
dünyā (Ar.) : dünya
E
ed : ipekli kumaş
edeb : edep, terbiye
edgü : iyi
ėlet- : iletmek
ėlig : el
elik : erkek geyik
emdi : şimdi
eŋ : yanak
er : adam, kişi
er : erkek
ėr- : i- ek-eylemi
erdem : erdem, fazilet
erej (Sogd.rej) : rahat, huzur
eren : adamlar, insanlar
erġuvān (Far.) : erguvan
es- : esmek
esirke- : esirgemek, acımak
esiz : eyvah, yazık
esiz : fena, kötü
ėsiz : kötü
ėş : eş
ėşit- : işitmek
eşü- : örtmek
ėt- : düzene sokmak, süslemek
ėt- : yapmak, düzenlemek
ėtin- : düzene sokulmak, düzenlenmek
F
fasl(Ar.) : dönem, zaman
H
hakan : hakan, hükümdar
hāli : boş
hem : da/de bağlacı
hıtay : Çin
I-İ
ıd : göndermek
iç : iç, içeri
iç- : içmek
il : memleket, ülke
Ila : özel ad, ırmak adı
ilet- : iletmek
irinçig : kötü, eziyetli, sıkıcı, sıkıntılı < ir- yalnız olmak, yalnız kalmak, mutsuz olmak, üzülmek
K
kaç : kaçmak
kaçan : ne zaman
kāfūr (Ar.) : Uzak Doğu’da yetişen ıtırı kuvvetli bir madde, koku
kakıla- : ötüşmek,ses çıkarmak < *kakı kuşların çıkardığı ses, taklidi ses
kalı : eğer
kalık : gökyüzü < kalı- yukarı çıkmak, yükselmek”
kamuġ : bütün, hep
kamuġ : bütün, herkes
kan : kan
kança : nereye
kanı : nerede
kap kara : simsiyah
kara : kara, siyah
kara : kara
karanfil (Ar.) : karanfil
karılık : yaşlılık < karı yaşlı + lık
karış- : karışmak
kaş : kaş
kaş : kaş
kat- : katmak
katġur- : katılmak, katılarak (gülmek) < kat- katmak
kayna- : kaynamak
kayu : hangi
kayu : kimi
kaz : kaz
kėç- : geçmek
keç- : geçmek
keklik : keklik
kėl- : gelmek
kemi : gemi
kez- : gezmek
kıl : kıl kuyruk kuşu
kıl- : yapmak, etmek
kır : kır
kış : kış
kış : kış
kız : kız
kızıl : kızıl, kırmızı
kızıl : kızıl
kiçiglik : küçüklük, çocukluk
kim : ki bağlacı
kim : kim
kin : güzel koku, misk
kişi : kişi, insan
kit- : gitmek
kol : kol, yamaç (mecazen)
kon- : konmak
kop- : kopmak, çıkmak, yayılmak
kor : zarar
koy- : koymak
kozı burnı : koç burcu
kök : mavi
kök : mavi
kökiş : mavi
köni : doğru, düz
köŋül : gönül
kör : bak
kör- : bakmak, görmek
körgülüg : görünen, görüldüğü gibi < kör- görmek
körk : güzellik
köz : göz
kudı : aşağı, aşağıya doğru
kuġu : kuğu
kur- : kurmak
kurı- : kurumak
kurış- : karşılıklı kurmak < kur- kurmak - (ı)ş
kuş : kuş
küdez- : korumak
kül- : gülmek
kül- : gülmek
külmiz : dişi geyik
kün : gün, gündüz
kün : gün
küreş- : güreşmek
küret- : kaçırmak
M
maŋa : bana
me : dahi, da, de
men : ben
meŋ(i)z : beniz, yüz
meŋiz : beniz, yüz
Mıŋlak : özel ad
miŋ : bin
muyġak : dişi karaca
N
ne : ne
neçe : ne kadar
negü : ne
O-Ö
oġlaġu : nazlı
okı- : çağırmak, davet etmek
okı- : okumak
okta- : ok atmak
ol : -dır/-dir bildirme eki işlevinde kullanılmıştır
ol : o
oldur- : oturmak
oprı : vadi
or(u)n : yer
ot : ateş
oyna- : oynamak
ög- : övmek
öl- : ölmek
öles : süzgün, baygın
ölü : ölü
öŋdün : önce
ördek : ördek
öt- : ötmek
öz : öz, kendi
R
resūl (Ar.) : peygamber
S
sa‘adet : saadet, mutluluk
sabā (Ar.) : gün doğusundan esen hafif ve latif rüzgar
saç- : saçmak
sandvaç : bülbül
saŋa : sen adılının yönelme durumu
sarıġ : sarı
sata : mercan
sen : ikinci tekil kişi adılı
sev- : sevmek
sı- : kırmak
sıġun : erkek karaca
sın- : kırılmak
silig : temiz
söz : söz
sunul- : uzatılmak
sūr-ı cibri (Far.) : mezamir (ilahi)
suv : su
süçig : tatlı
süŋek : kemik
sür- : sürmek, kovmak”
T
taġ : dağ
tam- : damlamak
taŋ : sabah vakti
tap- : bulmak
tarıt- : çekmek, sürmek
tat(ı)ġ : tat, tatlılık
tavġaç : Çin
tazarru‘ (Ar.) : yalvarma
tė- : demek, söylemek
tėg : gibi
tegre : çevre
temām (Ar.) : tam, bütün, hep
ten : ten, vücut
teŋ : denk, eşit
teŋiz : deniz
terk : çabuk
til : dil
tile- : dilemek, istemek
tirig : diri, canlı
tirig erken : diri iken, hayatta iken
tiriglik : hayat, canlılık
tiş : diş
tişi : dişi, kadın
titir : deve kervanı
tizil- : dizilmek
tol- : dolmak
tolu : dolu
tolun : dolunay
tonan- : donanmak
torku : örtü
töşe- : döşemek
töşen- : döşenmek
tu- : kaplamak
tuġ- : doğmak
tumşuk : gaga
tur- : kalkmak
turna : turna
tut- : tutmak
tuta bil- : tutabilmek
tuz : tuz
tü : renkli
tüg- : düğümlemek, çatmak
tükel : tamam, bütün
tüket : tüketmek < tüke- tükenmek, bitmek
tümen : on bin
tün : gece
tüpi : tipi
tüz- : düzmek
U-Ü
uç- : uçmak
udı- : uyumak
ul : temel
ula- : bağlamak, eklemek
ular kuş : keklik
uluġ : ulu, büyük, yüce
ur- : vurmak
ur(u)ġ : tohum
uş : şu, işte
uştmah : cennet
utruş- : karşılaşmak, karşı karşıya gelmek
Uyġur : özel ad, boy adı
ün : ses
ünde- : seslenmek, çağırmak
üze : üzerinde
Y
ya : ey
ya : yay
yad- : yaymak
yaġız : kara
yakın : yakın
yan- : dönmek
yana : tekrar, yeniden
yana : yine, tekrar
yaŋkula- : yankılamak, ses çıkarmak
yaruk : parlak
yaş : gözyaşı
yaşık : güneş
yaşıl : yeşil
yavalık : nafile, boşu boşuna
yay : yaz
yaz : ilkbahar
yaz- : açmak
yazı : ova
yazıl- : açılmak
yėl : yel, rüzgar
yėl : yel
yėlgür- : uçmak, havalanmak
yėr : yer, toprak
yıd : güzel koku, misk
yıd : koku
yıġ- : yığmak, toplamak
yıġaç : ağaç
yıparsıġ : misk gibi
yırat- : uzaklaştırmak
yigitlik : gençlik
yilig : ilik
yipün : mor
yitük : kaybolmuş, kayıp
yitür- : kaybetmek
yok : yok
yokaru : yukarı
yol : yol
yorı- : yürümek
yöre : yöre, çevre
yul- : çekmek, kurtarmak
yük(ü)n- : eğilmek
yüz : yüz, surat
yüz : yüz, surat
Z
zacferān (Ar.) : safran



 
Harezm Türkçesi Metinleri Sözlüğü
A



aç : aç
aç- : açmak
açkıç : anahtar
ad : ad
adak : ayak
adak(1) : ayak
adak(2) : bk. ayak
adem : [< İbr. âdem (=toprak)] insan
ademi : [< Ar.] insanoğlu
cadet : [< Ar.] âdet
adın : başka
cadil : [< Ar.] âdaletli
adug : ayı
aga : büyük kardeş
agaç : bk. yıgaç(1)
agah : [< Fa.] haberli
agırla- : hürmet etmek
agız : ağız
aguz : ilk süt, ağız
ah : ah
ahirat : [< Ar.] ahiret
ahkam : [< Ar.] hükümler
ahval : [< Ar.] hâller
ajun : [< Soğd.] dünya
ak : ak, beyaz
ak- : akmak
cakıl : [< Ar.] akıllı
cakik : [< Ar.] akik
cakl : [< Ar.] akıl
al- : almak
al(1) : al, kızıl
al(2) : ela
calayhi’s-salam : [< Ar.] ona selam olsun
alın : ön
allah : [< Ar.] Allah
altı : altı
altun : altın
altunlug : altınlı
camel : iş
amırak : sevgili, dost
camir : [< Ar.] amir
amtı : şimdi
ana : ana
aña : ona
añagu : resim
añar : ona
ança : o kadar, öyle, o şekilde
andag : bk. antag
andın : 1. ondan, ondan dolayı, böylece 2. oradan
anı : onu
anın : onun ile, ondan dolayı
añla- : anlamak
anlar : onlar
antag / andag : öyle, öylece, o kadar
anuñ : onun
anut- : hazırlamak
ar- : yormak
ara : ara, arasında
aram : [< Fa.] istirahat
arı(1) : arı
arı(2) : bk. arıg
arıg / arı : temiz
carif : [< Ar.] arif
arslan : arslan
art : art, arka
artıkrak : fazlaca
artur- : artırmak
carz : [< Ar.] sunma
ashab : sahabeler
asru : çok
astur- : astırmak
aş : aş, çorba
aş- : 1. aşmak 2. geçmek
aşa- : yemek
caşık : [< Ar.] âşık
at- : atmak, ağarmak, ışımak
at(1) / at(1) : at
at(2) / at(2) : ad
ata : ata, baba
ata- : ad vermek
ataş : ateş
ataşlug : ateşli
atla- : ata binmek, yürümek
atlan- : bk. atlanatlan- / atlan- : ata binmek
atlıg(1) : atlı
atlıg(2) : adlı
av : av
avaz : [< Fa.] yüksek ses
avla- : avlamak
ay- : söylemek, anlatmak
ay(1) : ay (kamer)
ay(2) : ay (otuz günlük zaman dilimi)
ay(3) : ay!
ayak / adak(2) : [< Fa.] kadeh
aygır : aygır
ayıt- : anlatmak
ayt- : demek, söylemek
azlık : azlık
B
bag(1) : [< Fa.] bahçe
bag(2) : sicim
bagla- : bağlamak
baglug : bağlı
bahşiş : [< Fa.] bahşiş
bak- : bakmak; itaat etmek
bakın- : bakınmak; itaat etmek
bal : bal
balık / baluk : şehir
baluk : bk. balık
baña : bana
bandeñ : sıra
bar : var
bar- : varmak, gitmek
barça : hep
barçası : hepsi
bargu : ganimet
bargulug : ganimetli, müreffeh
barmak : parmak
bas- : basmak, ezmek
baş : baş
başa- : yenmek
başak : ok temreni
başla- : başlamak
başlık : baş, lider
batuş : batı
beden : beden, vücut
bèdik : bk. bedik
bedik / bèdik /
bedük / beyük : büyük
bedük : bk. bedik
bedükle- : büyümek
bèg : bk. beg
beg / bèg : beğ
bek : pek
bêl : bel
bêlbagı : belbağı, kuşak
belgülüg / bèlgülüg : belli, işaretli
belgür- : göstermek, belirtmek
bèlgüsiz : işaretsiz
belgüt- : belirtmek
bellüg : belli
bèr- : vermek (yardımcı fiil)
bèr- / ber- : vermek
berik : sağlam, muhkem
berü : beri
bèş : [< Tü. bêş = Skr. pañça] beş
beşik : beşik
beyan : [< Ar.] anlatma, açık söyleme
beyük : bk. bedik
bèze- : süslemek
bigü : vergi, hediye
bil(1)- : bilmek
bil(2)- : bilmek(yardımcı fiil)
bildür- : bildirmek
bile : bk. birle
biltür- : bildirmek
biltürgülük : tebliğ
bir : bir (sayı adı)
biregü : biri, birisi
birer : birer
biri : biri (belirsiz zamir)
birinçi : birinci
birkaç : birkaç
birle / bile : ile
birle- : birleştirmek, katmak
bişür- : pişirmek
biti- : yazmak
bitiglig : yazılı
bitil- : yazılmak
bitür- : bitirmek
biz : biz
boda- : doğum sancısı çekmek
bodun : boyun
bogaz : gebe
bol- : olmak
bostan : [< Fa.] bostan
bota : deve yavrusu
boy : boy
boylug : boylu
boz / moz : boz, kır
böri : kurt
bözçi : bez dokuyan, dokumacı
bu(1) : bu (işaret sıfatı)
bu(2) : bu (işaret zamiri)
buçur- : buyurmak
bugu : geyik
bul- : bulmak
bulañ : ?hiçbir şey
buluñ : yön, taraf
bulur : [< Ar.] billur
bunda : burada
burun : önce
burunrak : evvelce
but : [< Fa. bût < but Skr. Buddha] put, güzel
buyan : [< Mo.] uğur
buyur- : buyurmak
buzag : buzağı
buzgulug : parça
bülbül : [< Fa.] bülbül
C-Ç
camic : [< Ar.] cami
can : [< Fa.] can, ruh
cavab : [< Ar.] cevap
cemad : [< Ar.] cansız
ceza : [< Ar.] ceza
cümle : [< Ar.] bütün, herkes
çak : çağ, zama
çak- : çakmak; gazaba gelmek
çakır- : çağırmak
çalañ : hiç kimse
çalbar- : yalvarmak
çalguz : bk. yalguz
çallug : yeleli
çalun- : itaat etmek
çañ : bk. tañ
çan : yan
çañak : bk. yañak
çap- : bk. tap-
çap- : yapmak
çaptur- : yaptırmak
çarla- : bağırmak, seslenmek
çarlıg : bk. yarlıg
çarlug : bk. yarlıg
çaruk : bk. yaruk
çaşgu : hayat
çaşkaru : dışarı bk. taşkaru
çeber : becerikli
çek- : çekmek, toplamak
çerig : asker
çewür- : çevirmek
çıda : kargı
çıgay : felaket
çık- : çıkmak
çıkar- : çıkarmak
çımad : gazap
çın : doğru, gerçek, tam
çırag : yüz, çehre
çok : çok
çokur : alaca
çol : bk. yol
çoñ : sol
çubuk : çubuk
çubuyan : [< Hint.] tatlı
çulganıl- : sarılmak
çumşa- : yollamak
çürek : yürek
çürügü : yürüyüş
D
dad : [< Fa.] adalet
dahl : [< Ar.] gelir
dakı : bk. takı
dane : [< Fa.] tane
dastan : [< Fa.] destan
dat : [< Ar.] zat
dacvat : [< Ar.] davet
dacvi : [< Ar.] dava, iddia
davlat : [< Ar.] devlet, kısmet
deg : bk. teg
delalat : [< Ar.] deliller
demür : bk. temür
dergah : [< Fa.] huzur
derhost : [< Fa.] istek, arzu
derya : [< Fa.] deniz
dikir : [< Ar.] zikir
dile- : bk. Tile
din : [< Ar.] din
dogur- : bk. togur-
dost : [< Fa.] dost
dostluk : dostluk
döl : bk. töl
duca : [< Ar.] dua
dur : [< Fa.] uzak
dur- : bk. Tur
dur- : bk. Tur
duşman: [< Fa.] düşman
dünya : [< Ar.] dünya
dür : [< Ar.] inci
düş- : bk. tüş-
E
ebedi : [< Ar.] sonsuz
èder- : takip etmek
edgü : iyi
edgülük : iyilik
edin : başka, diğer
ediz : yüksek
èk- : (tohum) ekmek
èkegü : ikisi, her ikisi
èkki : iki
êl : halk
èl(1) : el krş. èlig
èl(2) : il, memleket
èl(3) : el, yabancı
èlçi : elçi
èlig : el krş. èl
èlt- : iletmek
èmdi : şimdi, böylece
emgek : eziyet, zahmet
emmare : [< Ar.] insanı hissî zevke yönelten nefis
èn : en, genişlik
endişe : [< Fa.] endişe
èr : bk. er
er / èr : er, erkek
èr- : bk. er-
er- / èr- : imek, olmak
èrdini : bk. erdini
erdini / èrdini : [< Soğd.] mücevher
erin / èrin : dudak
èrkek : bk. erkek
erkek / èrkek : erkek
erken : erken
èrte : bk. erte
erte / èrte : sabah
èşit- : işitmek
et : et
ètil : İtil ırmağı
èv- : acele etmek
èw : ev
èwlük : eş, hanım
èy : ey (seslenme ünlemi)
eyyam : [< Ar.] günler
F
fakih : [< Ar.] fakih, din âlimi
fal : [< Fa.] fal, uğur
fasl : [< Ar.] mevsim
fazayil : [< Ar.] faziletler
felek : [< Ar.] felek, dünya, gök
ferah : [< Fa.] iç açıklığı, sevinme
ferişte : [< Fa.] melek
ferman : [< Fa.] emir, buyruk
fesad : [< Ar.] fesat, kötülük, anlaşmazlık
fitne : [< Ar.] fitne (mec. güzel)
G-Ğ
ga’ib : [< Ar.] bilinmezlik
gaflet : [< Ar.] habersizlik
galib : [< Ar.] galip, üstün
gazab : [< Ar.] gazap, öfke
gene : gene, yine
gevher : [< Fa.] mücevher, kıymetli taş
gubar : [< Ar.] toz, toprak
guhar : [< Fa.] cevher
gurruş : [< Fa.] haykırış, dalga
gül : [< Fa.] gül
H
habar : [< Ar.] haber
hadim : [< Ar.] hizmet eden
hadis : [< Ar.] hadis
hak : [< Ar.] 1. Allah 2. Doğru, hakikat
hakikat : [< Ar.] hakikat
hal : [< Ar.] hâl
hal : [< Ar.] hâl
halayık : [< Ar.] halk, yaratılmışlar
hali : [< Ar.] boş
halva : [< Ar.] helva
ham : [< Ar.] ham, çiğ
han : sultan
harc : [< Ar.] vergi
harir : [< Ar.] ipek
hatır : [< Ar.] hatır
hatun : [< Ar.] kadın
hazır : [< Ar.] hazır
hem : [< Fa.] hem
hemişe : [< Fa.] daima
hergiz : [< Fa.] asla
hidayet : [< Ar.] kurtuluş
hidmat : [< Ar.] hizmet
hikayet : [< Ar.] anlatma
hilafat : [< Ar.] hilafet
hilcat : [< Ar.] kaftan
hisab : [< Ar.] hesap
huma : [< Fa.] huma (anka) kuşu
husravlık : sultanlık
hünerlig : hünerli
hvace : [< Fa.] hoca
hvuş : [< Fa.] güzel, iyi, tatlı
hvuşnud : hoşnut
I-İ
ıd- : salmak, göndermek
ıgaç : bk. yıgaç
ıgla- : ağlamak
ıglagur- : ağlatmak
ınan- : güvenmek
ıñra- : inlemek, ağlamak
ısıg / ıssıg : sıcak
ıssıg : bk. ısıg
cışk : [< Ar.] aşk, sevgi
cibadat : [< Ar.] ibadet
iblis : şeytan
cibret : [< Ar.] ibret
iç : iç, karın
iç- : içmek
içegü : bağırsak
içre : içinde, bünyesinde
idi : 1. Allah 2. sahip
igit : yiğit
ikinçi : ikinci
ilgerü : ileri
iman : [< Ar.] iman
ini : küçük kardeş
iriz : cesur
iste- : aramak
isticdad : [< Ar.] istidat
iş : iş, hadise
işit- : işitmek
it : köpek (mec. aşağılık)
K
kacbe : [< Ar.] Kabe
kabila : [< Ar.] kabile
kabucag : kovuk, oyuk
kabul : [< Ar.] kabul
kaç : kaç (soru edatı)
kaç- : kaçmak
kaçan : ne zaman
kadagla- : tutmak
kadgu : kaygı
kadgulug : kaygılı
kafir : [< Ar.] kafir
kagan : kağan, han
kaganluk : kağanlık, hanlık
kagar : kar krş. kar
kagatır : katır
kakız : cesur
kakızluk : yiğitlik, cesurluk
kal- : kalmak
kalem : [< Ar.] kalem
kalık : pencere
kalkan : kalkan
kamag : [< Pers.] hep, baştan aşağı
kamil : [< Ar.] olgun, tam
kamug : [< Mo.] bütün
kan- : kanmak, doymak
kaña :? araba
kanat : kanat
kandın : nereden
kanı : hani
kapkara : kapkara
kapug : kapı, eşik
kapuluk : kapalı
kar : kar krş. kagar
kara : kara
karañguluk : karanlık
karı : karış
karı : yaşlı
kariban : [< Ar.] gariban
karşu : karşı
kart : ihtiyar
karundaş : kardeş
kasd : [< Ar.] kast
kaş : kaş
kat : yan, huzur
katıg : katı, sert
katıglan- : zahmet çekmek
kavl : söz
kavm : kavim
kawuş- : kavuşmak
kaydın : nereden
kaygu : kaygı
kayıt- : geri dönmek
kayna- : kaynamak
kayra : tekrar, yine
kayu : kim, hangi
kazan : kazan
kazuk : kazık
kèç : bk. keç
keç- / kèç- : geçmek
kèçe : bk. keçe
keçe / kèçe : gece
ked- : giymek
kedigle- : örtünmek
kèdin : sonra
kèdin- : giyinmek
kèdür- : giydirmek
kèl- : bk. kel
kel- / kèl- : gelmek
kèltür- : bk. keltür-
keltür- / kèltür- /
kètür- / ketür- : getirmek
kèmiş- : atmak, koymak, doldurmak, yarışmak,
toplanmak?
kendü : kendi
kèñeş- : bk. keñeş-
keñeş- / kèñeş- : danışmak, kararlaştırmak
kerek : gerek
kerek- : gerekmek
kes- : kesmek
kèt- : bk. Kit
ketür- : bk. keltür-
kèyik [k(è)y(i)k] : geyik
kıl : kıl, tel
kıl- : yapmak, etmek, kılmak
kılıç : kılıç
kımız : kımız
kırık : bk. kırk
kırk / kırık : kırk
kıssa : [< Ar.] hikâye
kıyandkat : gergedan
kız(1) : kız
kız(2) : nâdir
kızıl : bk. kızıl
kızıl / kızıl : kızıl
kiçig : küçük
kifayat : [< Ar.] yeterlik, iktidar, yararlık
kim(1) : kim (şahıs zamiri)
kim(2) : [< Fa.] kim (bağlama edatı)
kimerse : kişi, kimse
kin : misk kokusu
kir- : girmek
kiş : samur
kişi : kişi, adam
kit- / kèt- : gitmek kitab : [< Ar.] kitap
kizle- : gizlemek
kod- : koymak
kogulgurak : parlakça (kogulgu=parlak)
kol- : istemek
kon- : konmak, inmek, mola vermek
kop- : koşmak
kopar- : koparmak, kırmak
korı- : korumak
koruk- : korkmak
koy- : koymak
koyun : koyun
kögüs / kögüz : göğüs
kögüz : bk. kögüs
kök(1) : gök, mavi
kök(2) : gökyüzü
köl : göl
köñül : gönül
köp : çok
kör- : görmek; ?bakmak
körgür- : göstermek
körk : güzellik, iyilik
körklüg : güzel, iyi, gösterişli
körküt- : göstermek
körük : güzel
kötür- : götürmek
köz : bk. köz
köz / köz : göz
kudrat : [< Ar.] kudret
kudug : kuyu
kul : 1. kul 2. hizmetçi
kulaç : kulaç
kulak : kulak
kulan : katır, yaban eşeği
kumuz : kımız
kundakla- : kundaklamak
kurban : [< Ar.] kurban
kurban : [< Mo.] sadak, yay kabı
kurıkan : çadır
kurıltay : kurultay
kurtul- : kurtulmak
kurug : kuru
kuş : kuş
kut : saadet, devlet
kuzgun : kuzgun
küde- : gütmek
küded- : gözetlemek, korumak
kül- : gülmek
kültür- : güldürmek
kümüş : gümüş
kün(1) : gün, zaman
kün(2) : güneş
kün(3) : halk
kündüz : gündüz
M
ma / me : da, de (bağlama edatı)
magara : mağara
magrib : batı
maksud : [< Ar.] istek
mal : [< Ar.] mal, servet
malik : [< Ar.] sahip
maña : bana
macni : [< Ar.] mânâ
macsiyyat : [< Ar.] günah
maşrık : [< Ar.] doğu
matlub : [< Ar.] talep olunan, istenilen
mavla : mevla
me : bk. ma
mebadi : [< Ar.] ilkeler
meclis : [< Ar.] meclis, toplantı
mekan : [< Ar.] yer
melik : [< Ar.] Sultan
melike : [< Ar.] Hanım sultan
meñ : ben (siyah nokta)
men / mèn : ben
meñiz(1) : beniz
meñiz(2) : gibi
meñizlig(1) : benizli
meñizlig(2) : gibi
meñle- : ebedîleşmek
meşayih : [< Ar.] şeyhler
meşhur : [< Ar.] şöhretli
meşveret : [< Ar.] danışma
mevsuf : [< Ar.] vasfolunmuş
mihrab : [< Ar.] mihrap
miñ : bin
min- : binmek
moz : bk. boz
mören : ırmak
mu’min : mümin
muciban : [< Ar.] gerekenler, sebepler
mucciza : [< Ar.] mucize
muharram : [< Ar.] (Müslüman takviminde) önüncü ay
muhib : [< Ar.] seven
mukaddas : [< Ar.] mukaddes
mun-tèg : bunun gibi, böylece
muña : buna
muña : buna
munça : bunça
munda : burada
mundag : bunun gibi
mundın : buradan
mundun : buradan
munı : bunu
munkalib : [< Ar.] değişen
munlar : bunlar
muntèg : bunun gibi
munuñ-tèg : bunun gibi
murad : [< Ar.] istek, maksat
murassac : [< Ar.] değerli taşlarla süslenmiş
musallam : [< Ar.] herkes tarafından kabul edilmiş
musulman : [< Ar.] müslüman
musulmanlık : müslümanlık
mutmacin : [< Ar.] tatmin olmuş
muvahhid :
muz : buz
mübarek : [< Ar.] mübarek
mühlet : [< Ar.] süre
mülk : [< Ar.] mülk
müñüş : kıyı köşe
mürid : [< Ar.] tabi, bağlı
müşk : [< Fa.] misk
N
nazm : [< Ar.] şiir
ne / nè : ne
necat : [< Ar.] kurtuluş
neçe : bir kaç
nèçe : nice, nasıl, ne kadar
nèçeme : ne kadar çok
neçük : nasıl
nedamet : [< Ar.] pişmanlık
nèdin : neden
nefs : nefis
negü : ne
nelük : niçin, neden, nasıl
neme : eşya
neñ : nesne, şey
nepsiki : [< Pers.] peri
nèteg : nasıl
nèteg-kim : nitekim
netice : netice, sonuç
nevc : [< Ar.] tür, çeşit
nişan : [< Fa.] nişan, belirti
nöker : maiyet
nubuvvat : peygamberlik
nur : [< Ar.] nur
O-Ö
oglan : oğlan
ogul : evlat, erkek çocuk
oguz : (isim) Oğuz
oguz : ilk süz, ağız
ok(1) : ok
ok(2) : bizzat, tam (kuvvetlendirme edatı)
oku- : çağırmak, okumak
ol(1) : o (işaret sıfatı)
ol(2) : o (kişi ve işaret zamiri)
olar : onlar
oltur- / otur- : oturmak
olturt- : oturtmak
on : on
oñ : sağ
oña : ona
ordu : ordugâh, saray
orta : orta
osug : dalga, yol, tavır
oş : işte
oşbu : bu, işte bu
oşol : o, işte o
ot(1) : ot
ot(2) : ateş
oyaglık : uyanıklık?
oyna- : oynamak
ögren- : öğrenmek
ögüt : öğüt
ögüz : dere
öl- : ölmek
öldür- : bk. öltüröltür- / öldür- : öldürmek
ölüg : ölü
öñin : başka, başkası, diğeri
öñlük : yüz, çehre
öske- : özlemek
öte- : ödemek
ötrü : -den dolayı
öy : ev
öz : öz, can, ruh, kendi, nefs
P
para : [< Fa.] parça
parsi : [< Fa.] Farisi
paygambar : [< Fa.] haberci, peygamber
perde : [< Fa.] perde, musîki perdesi
pir : [< Fa.] pir, ihtiyar
R
ragbat : [< Ar.] istek
rahm : [< Ar.] merhamet
rast : [< Fa.] doğru
rasul : [< Ar.] resul
razi : [< Ar.] razı
renc : [< Fa.] zahmet
revan : [< Fa.] giden
risalat : [< Ar.] peygamberlik
riyazat : [< Ar.] dünya nimetlerinden uzak durma
riza : rıza, razı olma
roz-gar : [< Fa.] rüzgâr
rozi : [< Fa.] rızık, nasip
ruh : [< Ar.] ruh
S-Ş
sabab : [< Ar.] sebep
saç : saç
saç- : saçmak
safi : [< Ar.] saflık, temiz
sahaba : [< Ar.] sahabe
sahra : [< Ar.] kır
sakal : sakal
sakın- : 1. düşünmek
sakınç : düşünce, endişe
sakla- : saklamak, korumak
saklat- : saklatmak
sal- : salmak, bırakmak, göndermek
sala : [< Ar.] meydan okuma haykırışı
salah : [< Ar.] iyilik, doğruluk
saña : sana
sanagulugsız : sayısız (sana- =saymak)
sançış- : savaşmak, dövüşmek
saray : [< Fa.] ev, saray
sarı : yan, taraf
sarıg : sarı
sarun- : sarılmak
satgaş- : sataşmak
savab : [< Ar.] sevap
saz : [< Fa.] saz
sebeb : [< Ar.] sebep
secde : [< Ar.] secde
sefer : [< Ar.] yolculuk
sekkiz : sekiz
sèn : bk. sen
sen / sèn : sen
ser-gerdan : [< Fa.] başı dönmüş
serencam : [< Fa.] son
serv-kamet : [< Fa. + Ar.] servi boylu
sev- : sevmek
sevda : [< Ar.] sevda
sèvin- : bk. Sevin
sevin- / sèvin- : sevinmek
sèvinç : bk. sevinç
sevinç / sèvinç /
sevün- : sevinç
sevüglük : sevgili
sevün- : bk. Sevin
sıfat : [< Ar.] özellikler
sıñar : -e doğru
siñgir : zincifre
siz : siz
soguk : soğuk
sogurgu : vuruşma (sogur- = vuruşmak)
sohba : [< Ar.] dost
soñ : son, art, sonra
soñla- : tamamlamak
sor- : sormak
sorma : boza
söz : söz
sözle- : söylemek
sözleş- : 1. söyleşmek 2. sözleşmek
sözlet- : söyletmek
sug : bk suw
sultan : [< Ar.] sultan
suratlıg : suratlı
suw / sug / su : su
suyurka- : [< Çin.] takdim etmek; bağışlamak
süñük : kemik
sür- : sürmek, devam etmek
süt : süt
şagam : Şam
şah : [< Fa.] sultan
şahlık : sultanlık
şarr : [< Ar.] şer
şaş- : şaşmak
şehr : [< Fa.] şehir
şemc : [< Ar.] mum
şeref : [< Ar.] şeref
şericat : [< Ar.] şeriat, doğru yol
şeyh : [< Ar.] şeyh
şikayet : [< Ar.] şikayet
şine : masa
şirin : [< Fa.] şirin, tatlı
şol : şu
şuñkar : aladoğan
şük : [< Soğd.] sakin, sessiz
T
ta : tâ
tacala : [< Ar.] yüce
tacat : [< Ar.] ibadet
tabc : [< Ar.] vücut, beden
tabicin :[< Ar.] Sahabeleri görmüş olan müslümanlar.
tag : dağ
tagam : duvar
taguk : topuk tagurak : derhal, çabuk
taht : [< Fa.] taht
takı / dakı / dagı : yine, ve, dahi
tal : dal
tala : dolu, bütün
talaş- : münakaşa etmek
talay / taloy : [< Çin.] deniz
talic : [< Ar.] talih
talib : [< Ar.] istekli
taclim : [< Ar.] öğrenme, meşk
taloy : bk. talay
tam : tam
tamam : [< Ar.] tamam
tamga : damga
tamug : [< Soğd.] cehennem
tan- : inkar etmek
tañ(1) / çañ : tan
tañ(2) : acayip
tañla- : şaşırmak
tañrı : tanrı
tanuk : tanık
tap : istek; suç
tap- : bulmak
tapık / tapuk : ön
tapug : hizmet, huzur, eşik, kapı
tapuk : bk. tapık
tapun- / tapın- : tapınmak
tar- : dağıtmak tarı- : dağıtmak
tarıt- : çekmek
tarıtıg : hediye
tarlagusız : tarlasız (tarlagu=tarla)
tart- : kabul etmek
taş(1) : taş
taş(2) : dış
taşgaru / çaşgaru : dışarı
taşrif : teşrif
tay : dağ
tè- : bk. Te
te- / tè- : demek, söylemek
tedbir : [< Ar.] tedbir, çare
tèg : bk. teg
teg / /tèg / deg : gibi
teg- / tèg- : değmek
tègi : kadar
tegme / tègme : değme, eşsiz
tegrü : -a doğru, -a kadar
tègür- : bk. Tegür
tegür- / tègür- : ulaştırmak, sunmak
telim : çok
telwe : deli
temür / demür : demir
teñiz : deniz
teñri : Tanrı
tèp : diye
teriñ : derin
terkin : çabucak
tertib : [< Ar.] tertip
teslim : [< Ar.] teslim
tetür- : demek, dedirmek
tevfik : [< Ar.] yardım
tıñla- : dinlemek
tiktür- : dikdirmek
til : dil
tile- / dile- : dilemek
tilek : dilek
tiñle- : dinlemek
tirig : diri, canlı
tiş : diş
tişi : hanım
tog- : doğmak
togur- / dogur- : doğurmak
tokkuz : dokuz
tokuş- : çarpışmak
tokuşgu : çarpışma
tokuz : dokuz
toñ : bk. ton
ton / toñ : elbise
toy : toy
töl / döl : döl
töre : töre
törlüg : türlü
tört : dört
tufan : [< Ar.] tufan
tug : tuğ
tug- : doğmak
tumşuk : gaga
tuñluk : pencere
tur(1)- / dur- : durmak
tur(2)- : durmak (yardımcı fiil)
tur(3)- : ayağa kalkmak
tur(4)- : +dır
tusu : ganimet
tut- : tutmak
tutulunç : boğuşma
tutun- : tutunmak
tutuş- : tutuşmak
tüb : dip, esas
tüg : tüy
tükel : tamamen
tükellik : mükemmel
tülük : tüy
tülüklüg : tüylü
tün : gece; batı
tünle : geceleyin
türlüg : türlü
türlük : hayat
türtür- : dürdürmek
türük : Türk
tüş : düş
tüş- / düş- : düşmek, tesadüf etmek, uğramak
tüşimel : narin
tüşkür- : düşürmek
tüz : düz
tüz- : düzenlemek, kurmak
tüzün : asil
U-Ü
uç- : uçmak
uçmah : [< Soğd.] cennet
cud : [< Ar.] öd ağacı
ud : öküz
udı- : uyumak
udku : uyku
uftan- : utanmak
ugan : Tanrı
ugra- : ulaşmak
uk- : anlamak
ukgulug : anlayışlılık (< uk- = anlamak)
ul : temel, esas
ulaşu : daima, sürekli
ulug : ulu, büyük
ulug : yüce
umınç : ümit
una- : tasvip etmek
unut- : unutmak
ur- : vurmak, kurmak,
uran : savaş bağrışı
urug : tohum, nesil, döl
uruş : vuruşmak
uruşgu : vuruşma
uruşunç : vuruşma
us : akıl
uslug : uslu, akıllı
ustad : [< Fa.] üstad
uyku : uyku
uzun : uzun
uzunluk : uzunluk
üç : üç
üçegü : üçü
üçün : -den dolayı, için
üçün : için
üçünçü : üçüncü
üküş : çok
üküşrek : çokça
üleş- : üleşmek, paylaşmak
üleştür- : üleştirmek, pay etmek
ün : seda, avaz
ün- : yontmak
ünçü : inci
ünde- : çağırmak
üñür : mağara
üst : üst
üstad : [< Fa.] üstat
üze / üzre / üzere : üzerinde, üstünde
üzere : bk. üze
üzre : bk. üze
V
ve : ve
vefat : [< Ar.] ölüm
veli : [< Fa.] fakat, lakin
velikin : [< Fa.] fakat
vücud : [< Ar.] varlık
Y
ya : ya!
ya(1) : ya
ya(2) : yay
yagı : düşman
yagır : omuz
yahşı : çok iyi
yak : yan taraf
yaka : yaka
yakin : [< Ar.] kesin bilgi
yakşı : iyi
yakut : [< Ar.] yakut
yalawaç : [< Hwar.] peygamber
yalganla- : yalanlamak
yalguz / çalguz : yalnız
yaman : yaman, kötü
yan- (1) : geri dönmek
yan- (2) : yanmak
yana : yine
yañgak / yıñgak /
çañgak : yan taraf, yanak
yañlıg : gibi
yar : [< Fa.] sevgili, dost
yara- : yaramak
yaran : [< Fa.] dost
yarı- / yaru- : parlamak
yarıl- : yarılmak, parçalanmak
yari : [< Fa.] dostluk, yardım
yarlıg / çarlıg / çarlug : yarlık, ferman
yarlıka- : bağışlamak
yarmak : dirhem
yaru- : bk. yarıyaruk / çaruk : ışık
yaruklug : ışıklı
yaş : 1. gözyaşı 2. yaş
yaşıl : yeşil
yaşkı : yahşı, iyi
yat- : yatmak
yawlak : kötü
yay : yaz
yaz : ilkbahar
yazı : ova, çorak
yè- : yemek
yèg : iyi, daha iyi
yègrek : iyice
yèl : il, el
yemür- : devirmek
yene / yène : yine
yèr(1) : yer
yèr(2) : er
yèt- : 1. ulaşmak 2. kaybolmak
yèti : yedi
yetinç : yedinci
yètir- : bk. yètgür-
yetiz : tam, kesin
yètmiş : yetmiş
yètür- : bk. yètgür-
yıdıglık : kokulu
yıgaç(1) / ıgaç / agaç : ağaç
yıgaç(2) : 1. karış 2. fersah ?(= 455 mil= 56 kilometre)
yıgdur- : yığdırmak, toplatmak
yıl : yıl
yılkı : at sürüsü
yıñak : bk. yañak
yıpar : misk kokusu
yiber- : göndermek
yig : iyi
yigirmi : yirmi
yinçü : [< Çin.] inci
yit- : kaybolmak
yok : yok
yol / çol : yol
yolı : defa
yoluk- : karşılaşmak, rastlamak
yor- : tabir etmek
yön : yön, taraf
yöri- / yörü- / yürü- : yürümek
yörü- : bk. yöri-
yörügür- / yürügür- : yürütmek
yulduz : bk. yultuz
yultuz / yulduz : yıldız
yumşa- : göndermek
yurt : yurt
yügür- : hızla koşmak
yükle- : yüklemek
yüklüg : yüklü
yüñ : yün, tüy, telek
yüri- : bk. yöri
yürügür- : bk. Yörügür
yüz(1) : yüz
yüz(2) : yüz (sayı adı)
yüz(3) : zemin (yeryüzü)
Z
zacfaran : [< Ar.] zaferan
zag : [< Fa.] karga
zahir : [< Ar.] açık, âşikâr
zahm : [< Fa.] yara
zari : [< Fa.] ağlayıp inleme
zarif : [< Ar.] zarif
zarifluk : zariflik
zayic : [< Ar.] kayıp
zimrud : [< Ar.] zümrüt
zindan : [< Fa.] zindan
ziyarat : [< Ar.] ziyaret
zumra : [< Ar.] zümre