Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 
Ses ve ahnek unsurları şiirde güzellik duygusunu veren/oluşturan etkenlerin başında gelir.
 
Hecelerin sayı bakımından veya açık-kapalı, uzun-kısa oluşlarına göre birbirine denk olmasını sağlayan araca vezin (ölçü) denir.
 
Aruz, hecelerin uzunluk ve kısalıklarına dayanan nazım ölçüsü demektir.
Arapça’nın hece yapısında bulunan uzun ve ksıa sesler bu veznin temelini oluşturur. Hecelerin uzunluk-kısalık özellikleri göz önünde bulundurularak oluşan parçalara “tef’ile” veya “cüz”denir. Her dizede işte bu tef’ile veya cüz denilen parçalardan en az dördünün bir araya gelmesiyle vezin kalıpları ortaya çıkar. Aruzla yazılmış bir dizeyi veznin parçalarına ayırmaya “takti” denir.
Bu kalıpların sınıflandırılması ise “bahir” ve “daire” denilen aruz sistemini oluşturur. Bu sisteme göre Araplarda 19 bahir, 6 daire; İran ve Türklerde ise 14 bahir 4 daire bulunur.
 
Türkçede uzun hece bulunmaması nedeniyle imale denilen ve bir vezin kusuru kabul edilen işlemle bir çok hece uzatılarak kullanılmıştır.
 
Abdülhak Hamit Tarhan biçim ve içerikte cesur denemelere girişmiş, gelenekte olmayan vezin kalıpları uydurmaya çalışmıştır.
 
Klasik ebiyatta aruzun bir-iki kalıbında, biru uzun, diğeri kısa dizelerle kurallı olarak kullanılan müstezat biçimi, Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünûn) şairleri tarafından aruzun hemen her kalıbında uzun-kısa dizelerin belli bir kurala bağlı olmaksızın kullanılması yoluyla genişletilmiş ve buna serbest müstezat denilmiştir.
Divan edebiyatında da hece veznini kullanan şairlere rastlanmaktadır; 16. yüzyılda Usulî, 18. Yüzyılda Nedim ve Şeyh Galip hece vezniyle şiirler yazmışlardır.
 
Yei Türk edebiyatında ise Âkif Paşa ve Ethem Pertev Paşa, hece vezninin Tanzimat’tan sonraki yıllarda ilgiyi üzerinde toplamasına sebep olmuşlardır.
 
 Halk edebiyatına duyulan ilgi, verilen önem, dönemin sanatçılarının teorik olarak hece veznine yönelmesini sağlamış ancak uygulamada yeterli örnek ortaya koyulmamıştır.
 
Özellikle Ziya Gökalp’in çabalarıyla hece vezni Cumhuriyet’ten önce edebiyatımızda egemen olmuştur.
 
Beş Hececiler olarak adlandırılan Enis BehiçOrhan SeyfiYusuf ZiyaHalit Fahri ve Faruk Nafız, önceleri aruzla şiirler yazmalarına rağmen Ziya Gökalp’in etkisiyle hece vezniyle şiirler yazmaya başlamışlardır.
 
İster aruz ister hece olsun şiirin vezin bağından kurtulması gerektiğini savunan Nurettin Ferruh (Şiirde Şekiller ve Kafiyeler, 1896) serbest şiirin ilk kuramcısı olarak kabul edilebilir.
 
Serbest şiir 1930’lu yıllardan itibaren kabul görmeye başladı. Orhan Veli ve arkadaşlarının başlattığı Garip hareketiyle yaygınlaştı. 2. Yeni ile birlikte Tirk şiirine egemen oldu.
 
Şiirde en az iki dizenin sonunda anlam ve işlev bakımından farklı, ses bakımından aynı olan sözcüklere kafiye denir.
Recaizade Mahmut Ekrem, kafiyenin göz için değil kulak için yapılması gerekitiğini belirttikten sonra bu yöndeki (göz/kulak) tartışma sona erdi.
 
Divan ve Halk şiirinde önemli bir yeri olan redif, yeni Türk edebiyatında önemini tamamen yitirmiştir.
 
Aliterasyon
Bir veya birkaç dize içinde ya da metnin tamamında aynı ünsüzlerin tekrarlanmasıdır.
 
Asonans
Dize içinde veya dizelerin arasında aynı ünlülerin tekrarlanmasına denir.