Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

EDEBİYATIMIZDA İSTİÂRE SANATI

 

Klasik edebiyat  sanata önem veren  bir yapıya sahiptir.Hemen  her sözün sanatla süslendiği bu edebiyatı  anlamak  ve  ondan zevk almak için  de  bu sanatları bilmek gerekir. Bazen  bir beyitte birkaç sanatla karşilaşan  okuyucu sanatın  ihtişamını  görür.Ancak hemen belirtmek gerek ki sanat yapmak için dilin de sanatlı ve ağır olmasına gerek yoktur. Çok yalın bir dil ile de çok güzel sanatlar yapılabilir.

 

A.)İSTİÂRE/İĞRETİLEME/METAFOR                                                                                                                                         

Bir sözün  benzetme amacıyla başka bir sözün  yerine kullanılmasıdır.Teşbih sanatının daha yoğunlaştırılmış şeklidir. Bu bağlamda istiarenin temeli teşbihtir.Teşbih sanatı benzeyen ve benzetilen olmak üzere en az iki öğeyle yapılır.Teşbih bu öğelerden sadece biriyle yapılırsa istiare sanatı olur.İstiare hem mecaz  hem de bir benzetme sanatıdır.İstiare, mahiyet  itibariyle,allegori ve sembol ile ortak bir noktada birleşir.Başka bir perspektiften bakılacak olursa istiare, teşbihin tekamül etmiş şeklidir.İstiare, dil ve üslubun doğal bir ürünüdür.

İstiare  ile mazmunlar  genellikle birbirine karıştırılır.Mazmunda istiareye temel  olan benzeyen ve benzetilen unsurlardan  hiçbiri söylenmez.İstiarede ise ya benzeyenin ya da benzetilenin söylenmesi şarttır.Diğer bir ifadeyle  istiarede, mazmunda bulunmayan engelleyici ipucu  ya da sözcüğün  kendi anlamının dışında kullanılması zorunluluğu vardır.İstiare, Klasik Türk şiirinde en çok sevilerek kullanılan  sanatlardan birisidir.                                        

                                   Bî-tâze isti’are olmaz lügatle lezzet

Ahû-yı gayb-ı ma’nâ düşmek gerek şikâre

 Nâbî  

Onyedinci asrın hikemi şairi Nabi, eski kelimelerle istiare sanatının olamayacağını ve mana ceylanının avlanması gerektiğini söylerken istiarenin nasıl olması gerktiğine dair teorik açıklamalarda bulunur.Şair burada mana ceylanını avlamaya çalışan avcıya benzetilmiştir.Şaire göre lügattaki kuru kelimeleri sıralamakla istiare olmaz.Nabi, güzel bir istiarenin olabilmesi için kelimelere yeni anlamlar  yüklenmesi gerektiğine işaret ediyor.Nabi’nin beytini/önerisini edebiyat eleştirisine şiir bilimine yapılan önemli  bir katkı olarak değerlendirmek gerekir.                                                                                                                                                                                                        1.) Açık İstiâre                      

            Benzetme öğelerinden yalnızca benzetilen ile yapılan istiaredir.Daha çok zayıf  bir varlığı kuvvetli gösermek için yapılır.Açık istiarede benzeyen zayıf öğe, benzetilen ise kuvvetli öğedir.Açık istiarede benzetilen sürekli önplandadır.Bu tür istiarelerde benzetilen söylenip benzeyen söylenmez.Açık istaire, başka bir  ifadeyle gerçek anlamın dışında müstear  bir isim kullanmaktır.          

Ey perî  nicesin hoş musun  safâca mısın  

Gele beri  nicesin hoş musun safâca mısın

Ahmet Paşa

 

Ahmet Paşa, yukarıdaki beyitte benzetileni /periyi söyleyip,benzeyeni /sevgiliyi söylemeyerek  açık istiare sanatı yapar.

Her yâneden ayağına altun akup gelür

Eşcâr-ı bağ himmet  umar cûy-bârdan

Bâkî

Bâkî, benzetileni /altını söyleyip,benzeyeni/ ağaç yapraklarını söylemeyerek açık istiare sanatı yapmıştır.Buradaki  ağaç yaprakları sonbaharın sararan ve dökülen yapraklarıdır.Sararmış yapraklar rengi nedeniyle altına benzetilmiştir.                                                                                                                                                    Açıklaması:Her taraftan ayaklarına altınlar(sarı yapraklar) akıp geldiği halde, ağaçlar  hala dereden  himmet umarlar.                                                                                                                                                         Âşiyân-ı mürg-i dil zülf-i perîşânındadır                                                                         Kanda olsam ey perî gönlüm senin yanındadır                                                                                                                                                         Fuzûlî                                                                                                                                                                                   Fuzûlî,beyitte benzetileni /periyi söyleyip benzeyeni/ sevgiliyi söylemeyerek açık  istiare sanatı yapar.

 Açıklaması: Bir kuşu andıran gönlümün yuvası senin dağınık saçlarındadır.Nerede olursam olayım ey peri gibi olan güzel, gönlüm senin yanındadır.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                              Ey meh leyâl-i  vesvese-hîz-i firâkda                                                                                              Sen gelmeyince hâtıra bilsen neler gelir                                                                                                                                                                Nâbî                            Nâbî,Farsça ay anlamına gelen “ meh “ sözcüğünü  sevgili yerine kullanarak açık istiare sanatı yapar.                                                                                                                                 Açıklaması:Ey ay yüzlü (sevgili)! İçimde vesveselerin uyandığı ayrılık gecelerinde sen gelmeyince, bilsen hatıra/aklıma neler gelir.

                                   Sun sâgarı sâkî bana mestâne desinler

                                   Uslanmadı gitti gör o dîvâne desinler

                                                                                                          Şeyhülislam Yahya

            Şeyhülislam  Yahya, benzetileni /divane ve mestaneyi/sarhoşu söyleyip aşığı/benzeyeni söylemeyerek  açık  istiare sanatı yapar.

 

                        Açıklaması:Sun  kadehi  sâkî bana sarhoş desinler,uslanmadı  gitti  o deli desinler.

           

O gül- endâm bir al şâle bürünsün yürüsün

Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün

                                                                Enderûnlu Vasîf

            2.)Kapalı İstiâre

            Benzetme öğelerinden yalnız benzeyenle  ile yapılan istiaredir.Kapalı istiârede benzetilen söylenmeyerek gizli tutulur.Mitoloji,bilim ve metafizik gibi pekçok disiplin, kapalı istiâreler yoluyla dünya edebiyatının bilgi birikimini oluşturmuşlardır.Geçmişten günümüze uzanan çizgide modern boyutlarda değişime uğrayarak günümüze kadar gelmiş bir edebi sanattir.

                                               Şâm-ı zülfünle gönül Mısrı harâb oldu diyu

                                               Sana iletdi kebûter haberi döne döne          

                                                                                                          Necâtî Bey

Şair, bu beyitte  benzeyeni (kebûter/güvercin) söyleyip benzetileni (postacı)söylemeyerek kapalı istiâre sanatı yapar.

                      Açıklaması:Beyitte “Şam” kelimesi hem gece, hem de Şam şehri anlamında tevriyeli kullanılmıştır.Yine beyitte” Mısır” sözcüğü de aynı şekilde hem büyük şehir hem Mısır ülkesi anlamında tevriyeli kullanılmıştır.Zülfünün gecesi(siyahı) ile  gönül  ülkesi harab oldu diye, Güvercin bu haberi,  döne döne uçup sana ulaştırdı.

                                               Eşcâr-ı bağ hırka-ı tecrîde girdiler

                                               Bâd-ı hazan çemende el aldı çenârdan

                                                                                                                      Bâkî

               Bâkî,eşcâr-ı bağ  ve bâd-ı hazan  kavramlarıyla bir tarikata mensup olan mutasavvıfları/dervişleri kastetmektedir.Eşcâr-ı bağın/dervişlerin tecrid hırkalarını giymeleri inzivaya çekilmeleri nedeniyledir.Bâd-ı  hazanın/dervişlerin şeyhten el alması ise ayrı bir istiâredir.Çınar ise, şeyh anlamında kulanılarak üçüncü bir istiâre yapılmıştır.Zira dervişler şeyhten el alarak tasavvuf  yolundan seyr  ü süluk ederler.

                         Açıklaması:Bağın  ağaçları(dervişler) tecrid hırkasına(inzivaya) girdiler.Sonbaharın rüzgarı (dervişler) çimende çınardan(şeyhten) el alıp tarikata girdiler.(Onun ele benzeyen yapraklarını yerlere döktüler).

                                               Hep siyeh-pûş oldular kasd-ı şebîhûn-ı dile

                                               Girdiler müjgânların bir cenge câdûlar gibi

                                                                                                                     Nâilî               

           Nâilî, kirpiklerin siyahlığı ile kaşlara sürme çekilme olayını , yani benzeyeni/kirpiklerin siyahlığını söyleyip benzetileni /sürme çekilmesini söylemeyerek kapalı istiâre sanatı yapar.Beyitte kirpiklerin özellikle birer askere benzetildiğini de belirtmek gerekir.Ayrıca kirpiklerin de birer cadıya benzetildiğinin altını çizmek gerekir.

                  Açıklaması:Kirpiklerin,gönle gece baskını yapmak kasdıyla karalara büründüler,Cadılar(büyücüler) gibi bir cenge (savaşa) giriştiler.

                                                 Bahar geldi yine deste câm alınmaz mı 

                                                      Bu goncadan bu havalarda kâm alınmaz mı             Nâbî

      Nâbî,goncayı bir şarab kadehine benzettiği halde bunu  açık açık söylemez.Yani benzeyeni/ goncayı söyleyip,benzetileni/içki kadehini söylemeyerek kapalı istiare sanatı yapar.  

                  Açıklaması:Bahar geldi yine ele kadeh alınmaz mı?Bu goncadan(içki  kadehinden) bu havalarda lezzet alınmaz  mı?

              3.) Temsili  İstiâre

                   Bir düşüncenin ,bir davranışın  ya da bir eylemin daha kolay  anlatılabilmesi  için,onun, simgelerle canlandırılıp somut hale getirilmesidir.Alegori Türk şiir geleneğinde çok olmamakla beraber  modern şiirde oldukça yoğun olarak kullanılmıştır.Özellikle sembolizmle yakından ilgili olmasından  dolayı  moderrn  metinlerde  parçalı bir şekilde bulunmaktadır.

                                                      Nice demdir ki gülün eyledi bülbülden dûr

                                                      Dâd elinden bu şikest olası künc-i kafesin

                                                                                                                                     Nedim

            Nedim’in yukarıdaki  şiirinde künc-i kafes/kafesin köşesi,aşığın/insanın göğsünü  temsil etmektedir.Kafes  içindeki bülbül ise ruhun   bedende hapsedilişini temsil etmektedir.Ruh, göğüs kafesinde yaşayan  bir bülbüle benzetilmiştir.

            Açıklaması:Uzun zamandır gülünü bülbülden uzak tuttu,ayırdı.Bu  kırılası kafes zindanından usandım , adalet istiyorum.

                                               Aslı yoktur bilirim va’de-i vasl-ı dehenin

                                               Nâfile bal çalup ağzıma yalandırdı beni

                                                                                                          Enderûnlu Vasîf   

            Şair,” ağza bal çalınıp yalandırmak “deyimini birilerine çeşitli vaatlerde bulunup imrendirmek anlamında  kullanarak temsili istiâre sanatı  yapmıştır.Burada ağzına bal çalınanlar,çeşitli vaatlerle sürekli aldatılan kişileri temsil etmektedir.

            Açıklaması: Bilirim, aslı yoktur ağzınına(dudaklarına) kavuşmanın vaadi .Boşuna, ağzıma bal çalıp kandırırsın beni.

            İstiare bu ana 3 şekil dışında da birçok çeşide rastlanır.Bunlar,sözün tek veya çok oluşuna göre (müfret,mürekkeb)benzetme öğelerinin ortak noktada birleşmelerine göre(vifaki,inadi) öğelere ait özelliklere göre(mutlak, mücerret,müreşşah)benzetme yönüne göre (mübtezele veya amiye,haşiye veya garibe)benzetme yönün şiirde söylenişine göre (sazice,müveşşaha) yapılan grublandırmalardır.

            a.)Mürekkeb İstiâre

                                               Çeşmelerden bardağun doldurmadan kor isen

                                               Bin yıl anda durursa kendü dolası degül

                                                                                                                      Yunus Emre

            “Çeşmelerden bardağını doldurmadan bırakırsan, bin yıl kadar çeşmenin başında kendi kendine dolmaz”.Bu beyitte “çeşme” usta,öğretmen,mürşid veya üstadı,”bardak” da öğrenci,çırak,dervişi veya bunların aklını ve hafızasını temsil eder. “Doldurmak” da çaba ve gayret anlamındadır.Görüldüğü gibi pek çok temsili istiare bir aradadır.

                                               Olur feyz-i tevâzu’la dırâht-ı pest bâr-âver

                                               Komışdur meyveden mahrum serv-i ser-firâz olmak

                                                                                                                      Nâbî

            “Alçak ağaç, tevazuun feyzi ile meyve verir;serviye gelince onu dik başlılık meyveden mahrum bırakmıştır” Beyitte ” dırâht-ı pest” mütevazi veya aşağı mertebeli bir insanı,”servi” ise  kibirli ve muradına ermiş bir insanı temsil etmektedir.Beytin vermek istediği mesaj tevazu nimet, kibir mahrumiyete sebeb olur.

Hazırlayan: Evin Ötas İnönü Ünv. Türkçe Öğretmenliği Seçmeli Ders Ödevi

           

                                              

                                                           KAYNAKÇA

 

Dr.HASAN AKTAŞ:                          “KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE EDEBİ SANATLAR”

                                                             Yort Savul Yayınları,İstanbul,2004

İSKENDER PALA:                             “DİVAN EDEBİYATI”

                                                           Kapı yayınları,İstanbul,2006

HALİL ERDOĞAN CENGİZ:            “DİVAN ŞİİRİ ANTOLOJİSİ”

                                                           Bilgi Yayınevi,Ankara,1983

Doç.Dr.MENDERES COŞKUN:        “KLASİK TÜRK ŞİİRİNDE MÜREKKEB İSTİARE,TEMSİLİ

İSTİARE İLE ALEGORİ” Kırıkkale Üniversitesi,Fen-Edebiyat Fakültesi/Kırıkkale,2006