Ders özetleri ve deneme sınavları için tıklayın.

 

1. Dönem Ders Özetleri                                   2. Dönem Ders Özetleri
3. Dönem Ders Özetleri                                   4. Dönem Ders Özetleri
5. Dönem Ders Özetleri                                   6. Dönem Ders Özetleri
7. Dönem Ders Özetleri                                   8. Dönem Ders Özetleri

 

Facebook Grubumuza Katılıp Ders Çalışmak İçin Tıklayınız.

                     

Facebook Grubumuza Katılmak İçin Burayı Tıklayın

Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

MUSTEZAD

Kaynaklar: Mütercim Asım, Kamus rerciimesi, c. 1. s. 1157; Mehmet Rifat, Mecâıniü'l-Edeh, s. 272; Muallim Naci, Istılâltât-ı Edcbiyye-Edelnyat Terimleri, s. 116; Tehânevî, Ke^şâfu Istılâhâti'l-Fiinûıu c. II, s. 296; Celâleddin Hümâî, Fiimuhi Belagat ve Smâât-ı Edebî, s. 220; Ali Şîr Nevâyî, Mîıâıüi'l Evzân, s. 117; Bursalı Mehmet Tahiı-,0«)ia/i/( Müellifleri, c3, s. 48; İsmail Uabtb, Edebiyat BUgileri. s. 123; TDED, C.6, s. -töS; Tahırü'l-Mevlevî, Edebiyat Uigati, s. 110; Haluk îı:)ekten. Eski Tiırk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Anız, s. 33; Cem Dilcin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, s. 20^1; Filiz Kılıç, &/« Türk Edebiyatı El Kitabı, s. 206; Ömer Famk Akün, "Divan Edebiyatı", DM, c. 9, s. ^K)7; H. İbrahim Şener, Alim Yıldız, Türk İslam Edebiyatı, s. 358;

 

 

Müstezâd kelimesmin asıl anlamı artırılmak istenilen şey, demektir. Bir edebiyat terimi olarak, gazelden türetilen ve mısralannın birisi uzun birisi kısa olmak üzere belli vezinlerle yazılan nazım biçimidir. Mef ûlü meiâîlü mefâîlü feûlün vezniyle yazılan gazellerden türetilir. Beyitlerin mısra aralarına MePûlü feûlün cüz'leriyle yazılan kısa mısralar eklenir. Bu veznin dışında başka vezinlerle yazılanları da vardır. Eklenen kısa mısralar z^yâ^e adını alırlarlar. Bu mısraların vezinleri asıl şiirin vezninden ayrıdır.

Kafiye düzeni dört şekilde olur. (Harflerin ilki uzun mısrayı, ikincisi kısa mısrayı gösteriyor):

1. aa aa;    bb aa;    cc aa 3. ab ab;    ce ab;    dd ab

2. aa aa;   bx aa;    cx aa 4. ab ab;   cx ab;    dx ab

 

Ziyâdeleri veya uzun mısraları tekrar eden müstezâdlara mütekerrir müstezâd. eklenen ziyâde mısrası eğer kendisinden sonraki uzun mısranın başında da tekrarlanıyorsa ımidevver müstezâd, eğer ziyade mısrası uzun mısradan sonra değil de önce geliyorsa mııtatraf müstezâd adları verilir. Çok nadir de olsa bazı müstezâdlarda bu ziyâde mısraların iki olduğu da görülmüştür. Her beyitte ziyade mısraları iki olan müstezâdlara sâde, dört olan müstezâdlara ise çift adı verilir. En fazla gazel şeklinden türetilmekle birlikte, az da olsa rübâî müstezâdlar, kıt'a, hatta kaside müstezâdlar da görülür. İran edebiyatında beyitlerin mısraları aralarına ekleme yapılırken, nadir de olsa beyit sonuna yapılan ziyadelere de rastlanır.

 

Müstezâdlar genellikle Mef'ûlü mefaîlü mefâîlü feûlün / Mef'ûlü feûlün vezniyle yazılır.

Bunun dışında az da olsa:

(a) Mef^ûlü meta'îlü mefa'îlü mefâ'îlü / Mefûlü mefS'îlü

(b) Müfte'ilün müfte'ilün müfte'ilün fâ' / Müfte'ilün fa'

(e) Mefâ'îlün mcfâ'îlün mefâ'îlün ınefâ'îlün / Mefâîlün Mefâîlün kalıplarıyla (sonuncusu mefaîlün'ün altı defa tekrarlanması dolayısıyla müstezâd-ı südâsiyye olarak adlandırılır) yazılan müstezâdlar da görtilmüştür. Müstezâdlar, konuları bakımından gazel ile benzerlik gösterir. Aşk, şarap, ayrılık, tabiat sıkça işlenir. Bunların dışında dinî-tasavvufî, konularda yazılanlara da rastlanır. Anlam bakımından diğer nazım şekillerinden farkı vardır. Ziyadelerin, yani eklenen mısraların okunmaması durumunda anlamda bir kopukluk olmaması lazımdın Başarılı bir müstezaddan söz edebilmek için iki şart lazımdır. Birincisi ziyade adı verilen bu parçalar çıkartıldığında şiirde anlam bakımından kopukluk görülmemesi, ikincisi bu ilâve mısraların şiire güzellik, etkileyicilik katması. Belki de bu sebepten dolayı, şairler bu şekle fazla cesaret edememişler ve neticede de müstezâdlar divanlarda fazlaca örneğine rastlanılmayan bir şekil olarak kalmıştır. Divan şiirinin tarihî süreci itibariyle fazlaca itibar edilmeyen bu nazım biçimi, şairlerin arasıra kalem oynattıkları bir şekil olarak görülebilir. İran edebiyatında müstezadın kafiye düzeninin uyumuna dikkat şarttır.


Müstezadın Arap şiirindeki müveşşahtan türetilerek İran şiirinde kullanılmaya başlandığı, fakat yaygınlaşmadığı ileri sürülür. Selçuklular döneminde İran edebiyatında müstezâd görülmez. İlk müstezadın Mes'ûd-ı Sa'di-i Selman'a ait olduğu sanılır. Ali Şîr Nevâyî "Yine halk arasında söylenen bir şarkı türü vardır ki hezec-i müzemmeıı-i ahreb-i mahzûf vezninde ona beyit bağlayıp, beytin bir mısrasından sonra o bahrin iki rüknünü (cüzünü) ilâve edip şarkının nağmelerine uygun getirir-lenniş ve ona müstezâd derlermiş." dedikten sonra Mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün ve mef'ûlü feûlün vezniyle yazılmış bir örnek verir.

Anadolu sahası 'Ilirk edebiyatında tespit edilebilen ilk müstezâd örnekleri 14. yy .da Nesimi'ye (ö. 1404 ?) aittir. Daha sonra tarihî sıra itibariyle Şeyhî (ö. 1431?), Necatî (ö. 1509), Fuzulî (ö, 1556), Emri (ö, 1575), (Yahya Bey (ö. 1582), Nailî (ö. 1666), Nâbî (ö. 1712), Nedim (ö. 1730), Şeyh Gâlib (ö. 1799), Enderunlu Fazıl (ö. 1810),

Leylâ Hanım (ö. 1848) gibi ünlü şairlerin şiirleri arasında bu şeklin örneklerine rastlıyoruz. En fazla müstezad yazan ise 45 adet ile Müstakimzade Sadeddin'dir (ö. 1787). Hüseyin Ayvansarayî'nin (ö. 1787) Eş'ârnâme-i Müslezâd isimli kendi dönemine kadar yazılmış müstezâdları topladığı bir şiir mecmuası vardır.

Yeni edebiyat anlayışı çerçevesinde müstezada önem verilmiş, Servet-i Fünûncular, müstezadın bilinen vezin ve kafiye sisteminde değişiklik yaparak serbest müstezad adı verilen bir şekil denemişlerdir. Halk edebiyatında_ve(ieA://, ayaklı (burada yedek ve ayak, ziyâdenin karşılığıdır) adlarıyla daha çok kullanılmıştır. Fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün kalıbıyla yazılan müstezâdlara yedekli/ayaklı divan, Mefâîlün mefâîlün mefâîlün mefâîlün vezniyle yazılan müstezâdlara yedekli/ ayaklı semai, Mef'ülü mefâ'îlü mefâ'îlü fe'ûlün kalıbıyla yazılan müstezada j^e-dekli/ayakh kalenderi, Fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilâtün fe'ilün kalıbıyla yazılan müstezada ise yedekli/ayaklı selis adı verildiği görülür.


ÖRNEKLER:

Örnek: 1

Aşağıdaki müstezadın vezni Müfte'ilün müfte'ilün müfte'ilün fâ' / Müfte'ilün fâ', kafiye düzeni ise ab ab, cc ab, dd ab şeklindedir.

1.       Çihre-i zîbâsı onun gülşen-i candır Ha!k-ı cihâna

Mâî ridâsı sanasın âb-ı revândır Bâg-ı cinâna

2.       Mutrib-i devrân ile cananın elinden Nây gibi ben

Nâle vü feryâd iderin hayli zamandır Kevn U mekâna

3.       Cevr ider ol yâr bana hey meded Allah N'eyleyeyin âh

Kime şikâyet ideyin şâh-ı cihandır Devr-i zamana

r

KLÂSİK EDEBİYAT BİLGİSİ   BİÇİM - ÖLÇÜ - KAFİYE

Örnek: I

1.     Onun güzel yüzü, insanlar için can gülşenidir. Onun mavi elbisesi cennet bahçesinin akarsuyudur.

2.     Sevgilinin yüzünden zamanın çalgıcısı ile ney gibi hayli zamandır bütün kâinata inleyip feryat ediyorum.

3.     O sevgili bana zulm ediyor. Meded Allah'ım! Neyleyim, kime şikayet edeyim? O zamanın cihan padişahıdır.

4.       Bağrımı hûn etti benim fürkat-i cânân Mihnet-i hicran

Sevgili yâr ayrılığı hey ne yatnandır Âşık olana

5.      Nâz ile Yahya kulunun gönlünü aldı Odlara saldı

Kûyına varıp garazum âh u figândır Olsa bahane (Yahya)

Örnek: 2

Aşağıdaki müstezadın vezni Mef'ûlü mefâîlü mefâîlü feûlün / Mef'ûlü feûlün olup kafiye sistemi de ab ab, cx ab, dx ab şeklindedir.

1.       Ey şûh-ı kerem-pîşe dil-i zâr senindir Yok minnetin asla

V'ey kân-ı güher onda ne kim var senindir Pinhân u hüveydâ

2.       Sen kim gelesin meclise bir yer mi bulunmaz Baş üzre yerin var

Gül goncasısm gûşe-i destâr senindir Gel ey gül-i ra'nâ

3.      Neylersen edip bir iki gün bâr-ı cefâya Sabreyle de sonra

Peymâne senin hâne senin yâr senindir Ey dil tek ü tenhâ

4.       Bir büse-i can-bahşına ver nakd-i hayâtı Ger kâ'il olursa

4.     Sevgiliden ayrı düşmek ve ayrılığın acısı benim bağrımı kan etti. Sevgili yar ayrılığı âşık olana hey ne yamandır.

5.     Naz ederek Yahya kulunun gönlünü çaldı, onu ateşlere saldı. Maksadım onun bulunduğu yere varıp acı ile feryat etmektir. Buna bir vesile olsa...

Örnek: 2

1.     Ey cömert şuh güzel, bu inleyen âşık gönül senindir. Bundan dolayı asla minnet duyma. Ey cevher madeni. Onda açık gizli ne varsa senindir.

2.     Sen ki meclise gelirsin, sana yer mi bulunmaz. Baş üzre yerin var. Gül goncasısın. senin yerin sa nğın kenarıdır, gel ey parlak (iki renkli) gül gibi olan güzel!

3.     Ey gönül! Nasıl yapıp yap, bir iki gün eziyet yüküne sabr et. Sonunda kadeh senin, ev senin, sevgili senindi; hem de tek başına.

4.     Eğer kabul ederse can veren bir öpücüğü karşılığında hayatını ver. Süz senindir, pazar senindir, ey çılgın aşık.

Senden yanadır söz yine bâzâr senindir Ey âşıi<-ı şeydâ

Çeşmânı siyeh-mest-i sitem kâicülü pür-ham Ebruları pür-çin

Benzer ki bu dildâr-ı cefakâr senindir Bî-şüphe Nedîmâ   (Nedim)

I    *\

Gözleri sitemden kör kütük sarhoş. Kakülleri de kıvrım kıvrım. Kaşları çatık. Sanırım, bu eziyet eden güzel senin sevgilindir, ey Nedim! Bunda şüphe yok.